La Fea

İçimden geldiği gibi

Ajummas vs Girls Generations (SNSD)

Ağustos31

Farklı dizi arayışları içindeyken I am a Legend dizisine rastladım Viikii de. Yayınlanan ilk 8 bölümünü bir solukta izledim. Diziden sonra bahsederim bir ara ama dizi içinde ajummaların oluşturduğu bir grup var. Madonna Band. Gerçek bir grup olsalardı bu kadar severdim herhalde şarkıları da çok güzel. Neyse bir bölümde SNSD yi taklit ediyorlar. Video nete düşüyor, sanırım bu ondan sonra bu bölümü izlemedim daha ama Genie’nin rock versiyonu yapmışlar, bence şahane olmuş.

posted under Müzik | 2 Comments »

Konuşan virüs ya da herneyse yardım

Ağustos29

Dün gece bilgisayarıma virüs girdi. Günlerdir can sıkıntısından internette oyun siteleri başta olmak üzere o site benim, bu site senin şuursuzca dolanıyordum. Açılan pop-up larda sinirimi bozuyordu. Kimisi firefoxun güvenlik arayarına takılıyor, kimisi takılmıyordu. Neyse bir video izliyordum sonra bir ses duydum. Herhalde dedim videodan geliyordur. Yok baya biri Türkçe konuşuyor mekanik bir sesle konuşalım diyor.

-Ne oldu nereye gittin?
-Gelince konuşalım
-Hadi bir konu açta konuşalım

Enson -benim adım şu seninki ne bile dedi. Panikledim birimi girdi acaba bilgisayara dedim ama hep aynı şeyleri tekrarlayan robot belli. Nasıl bir dosyaysa ben farkında olmadan firefoxa yerleşmiş. Virüs koruma programına falan da takılmadı. Tabii sorunun firefox internet tarayıcısından olduğunu anlamadım önce korktum. Neyse virüs taraması falan yaptım çıkmadı bir şey. Firefoxda geçmişi vs her şeyi sildim. Yine işe yaramadı. Sonra toptan kaldırdım alt klasörleri ile birlikte. Bilgisayarda firefox kelimesini aratıp, ilgili ne varsa sildim. Sonra da baştan kurdum her şeyi. Bilgisayara format atmayı bile düşündüm. İlk kez böyle bir şeyle karşılaşıyorum. Genelde eklenti yüklenmesine izin vermem bilgisayara. Divx bile kurmakta direndim epey bir süre. Flash neyine yetmiyor diye ama online film-dizi izlerken karşıma çok çıkıyordu yükledim. Ama tabii o değil sorun. Neyse nasıl bir virüstü bu bilmiyorum. Şimdilik kurtuldum gibi görünüyor ama yeniden gelirse diye korkuyorum. Çünkü nereden geldiğini bilmiyorum. Bundan sonra ne idüğü belirsiz sitelere girmeyeceğim. Yine de bu bir çözüm mü bilmiyorum. Sonuçta internetteyseniz en güncel, en iyi anti virüs-spyware vs. programlarını kullansanız bile her türlü saldırıya açıksınız. Virüslerin şekli bile değişiyor baksanıza. Benden size uyarı olsun böyle bir şey var. Dikkatli olun.

Bunu dün gece yazdım bugün saat 5 te yine hortladı bu herneyse. Bilgisayarı formatlasam çözüm olur mu? Bilmiyorum bir bilen, duyan varsa, yazarsa sevinirim en azından ne olduğunu bilirim.

Nuna Killer Kim Bum ve diğer diziler

Ağustos18

İzlediğim dizilerden kısaca bahsetmek istiyorum hepsi birikti ve ben yazmaya çok üşeniyorum. Yazmayayım dedim ama sonra neden yazmadın diye söyleniyorsunuz :D

Image and video hosting by TinyPic

The Woman Who Still Wants To Marry

Kim Bum şahane gerisi bahane diyebilirdim ama demiyorum :D Kim Bum kendinden 10 yaş büyük  bir kadına aşık olan bir müzisyeni canlandırıyor. 30 yaşını aşan her kadının mutlaka evlenmesi gerektiğini hatta artık evlenmek için şansı olmadığını dayatan ataerkil bir toplumda hem kariyer yapıp, hem hayatının erkeğini bekleyen kadınların öyküsü gibi DURSA da :D bundan daha fazlası. Herşeyden öte üç kadının dostluğu görülmeye değer. Ne Kim Bum ne başka bir şey. Dizi de en çok özendiğim şey Bu Gi’nin bağımsız karakteri ve diğerlerine bir akıl hocası misali öğüt vermesi ve HER ZAMAN HAKLI Olması :) Ben çok beğendim ve elbette tavsiye ediyorum. 25 yaşın üstündeyseniz daha fazla şey bulabilirsiniz hikâyede :)

MY GİRL

Kore dizilerine başlayanlar önce bu diziyi izlemiş ve beğenmiş oluyor nedense. Benim içinse Full Housetan sonra ki ikinci büyük hayal kırıklığı. Karakterler isteselerdi bile daha aptal olamazlardı hele o kız, akıllara zarar. BEĞENMEDİM.

SWEET RAİN

Chiba-Takeshi-ölüm meleği… İnsanların ömür süresine karar vermek üzere dünyada olsa da insanlar onu hiç ilgilendirmiyor, ilgilendiği ve insanların yarattığı halde sevdiği tek şey müzik. Görevi yaşam ya da ölüm kararı vermek ve yoluna devam etmek. Ama bunu hakkıyla yapabilmek kararından önce seçilmiş kişinin hayatını yedi gün boyunca inceliyor. Bu defa hedefinde Fujiki var. Talihsiz, tüm sevdiklerini kaybetmiş ve kendisi bile hayatına değer vermez olmuş bir kız. Chiba için kolay bir karar görünse de kızın bir yeteneği ona ölüm hatta insanlar hakkındaki fikrini değiştirebilir mi?

Takashi Kaneshiro’nun yeteneğini konuşturduğu filmlerden biri daha. Aslında biraz depresif olsa da kesinlikle izlenmeye değer olduğunu düşünüyorum. Sırf Takashi için bile seyredilir yani. Kendisi Koreli olmayan sevdiğim tek uzakdoğulu. Çok başarılı, çok yakışıklı, çok sakin haddinden fazla bazen :) Özetle tavsiye ederim izleyin. Daha geniş bir tanıtım isterseniz. Buraya ve de buraya bakın.

The World They Live In

İç içe geçmiş yaşamları konu almak istese de, becerememiş bir yapım. Dizi içinde dizi mantığıyla çekilen, fikir olarak çok yaratıcı ve ilgi çekici olan bir diziyi sıkıcı olmaktan Hyun Bin bile kurtaramamış ne yazık ki. Yine un var, yağ var, şeker var ama helva yapamamışlar. Hyun Bin bu dizide o kadar şeker ki, kız da iyi :) Sinir bozucu bir karakteri canlandırıyor ama aslında sevimli biri. Bu dizi sırasında ya da sonrasında emin değilim ama ikilinin gerçek hayatta da beraber olduğunu göz önüne alırsak, oyuncularının kimyalarını da iyi değerlendirememişler. Yine de izlemek isteyen olursa vakit kaybıdır demem. En azından o kadar bayılarak izlediğimiz dizilerin nasıl çekildiğine ve yayına yetiştirildiğine dair bilgi ediniyoruz.

Shin Min Ah Utan Kendinden!

Ağustos13

Image and video hosting by TinyPic

Güney Kore’nin ünlü oyuncularından Shin Min Ah hem güzel, hem yetenekli, aynı anda hem seksi, hem sevimli, hem masum, hem şeytan olabilmesi ile gerçek olamayacak kadar mükemmel dedirtiyordu. Öğrendik ki kendisi zaten insan üstü bir yaratıkmış :D :D Gumiho Shin Min Ah.. Biz de bu kadar zaman kendimizi üzdük allahım biz neden böyle olamıyoruz? Neden bu haksızlık diye :D :D Bir insana düz beyaz elbise bu kadar mı yakışır? Natalia Orreioro halt etmiş yanında. Bu nasıl büyük bir iltifat biliyor musunuz :D ? Öyle yani büyük. Ama üzülmüyorum ben artık… Meğer gerçek dışıymış herşey, kuyruğu bilem var hemi de 9 tane :D :D :D Shin Min Ah utanır insan böyle güzel olunmaz!

posted under Oyuncular | 12 Comments »

Dawson’s Creekimi Özledim :(

Ağustos10

Dawson’s Creek aşkım kabardı bu ara. Her sene özellikle sonbahar aylarında bir özlem dalgası gelir geçer. Şimdi artık blogum var. İstediğim herşeyi özgürce söyleyebilirim. Ahh bu dizi ile ilgili bir yazı dizisi hazırılamak istiyorum. Ancak kendimi toparlamam lazım :D Bu sahne benim diziye aşık olma sebebimdir. Dawsons Creek benim interneti keşfetmeme sebep olmuştur. Dawson&Joey benim aşka inanmamı sağlamıştır. Ne La Fea Mas Bella, Ne Coffee Prince, Dawson’s Creek benim hayatımın dizisidir. Son sezonlara doğru biraz saçmalasa da 6 sezon boyunca merakla izledim. Finali bende ciddi bir hayal kırıklığı yarattı. O gün bugündür kalbim kırık. Kevin Williamsonı bugün görsem.; Dostum ne yaptın bize? Oldu mu böyle? derim. Dawson’s Creek benim ilklerimdir. İlk kez forumlara üye olmam, ilk kez internetten arkadaş edinmem.. Bu konuyu detaylandıracağım bir ara ama uzun olacak, haberiniz olsun takipte kalın ama hemen değil. Söyleyeyim de nerede kaldı, hani yazı diye başıma ekşimeyin :D CNBC-e olmasaydı, nereden bilecektik böyle yapımların varlığını. Yine diyorum allah Cnbc-e ye zeval vermesin :D Aminnnnn..

Pudra Tozu-Tarih84

Ağustos5

Asya severlerin yorumlarıyla yakından tanıdığı, bizimde bizzat tanışma şansını elde ettiğimiz, biricik Tarihimiz kendine bir blog açtı nihayetinde. Kendi gibi özenli ve hoş olan blogunu takip etmenizi öneririm. Henüz sadece merhaba diyor ama zamanla sık kullanılanlarınızda yerini alacak bir blog olacağına eminim. Gidin, görün, izleyin daha ne diyeyim :D

http://pudratozu.blogspot.com/

Mutlu Hissetmek İçin: ‘Mesajınız Var!’

Temmuz25

Image and video hosting by TinyPic

Kendini iyi hisset filmlerimdendir ‘Mesajınız Var’ Meg Ryan ve Tom Hanks yine beraber film çekseler dedirttir her seferinde. Ne zaman şöyle sevimli, romantik bir şeyler izlemek istesem Mesajınız Var gelir aklıma. Meg Ryan’ın sevimliliği, Tom Hanks’in asaleti, ben de orada olsaydım keşke dediğim New York sokakları… Her izlediğimde ayrı bir keyif alıyorum. ‘Köşedeki Dükkan’ın’ büyük Kitapevine karşı verdiği mücadele, dev bir şirkete karşı koyamayacağı gerçeği. Aşkla sonlanan bir rekabet… Çok güzel bir film. Ve Papatyalar bence de en dost canlısı çiçeklerdir. Çok severim. Aradan geçen zaman öyle 20-30 yıl değil 12 sene önce çekilmiş ama teknolojinin ne kadar hızlı geliştiğinin bir kanıtını görüyoruz. Çevirmeli bağlantıdan, dsle geçtik şükür :) Pc yi açtığında internetin bağlanmasını beklemek böyle durumlarda heyecan verici olsa da, işin kötü tarafı; telefona ayrı, internet kullanımına ayrı para ödemek sinir bozucuydu. Neyseki artık değişti. Meg Ryan’ın Türkiye’ye gelip saçma sapan davranmasını yavaş, yavaş gözden düşmesine bağlayıp affediyorum kendisini :D :D Her ne kadar artık yıldızı söndüyse de Çocuk-Kadın imajının eğreti durmadığı tek aktrist olan Meg Ryan gerçekten çok sevimli. Bazı Koreli oyuncuların karikatürize edilmiş şirinliğinin yanında doğal ve yalın oyunculuğuyla insana huzur veriyor. Tom Hanks zaten her rolün adamı. Çok beğendiğim bir oyuncudur. Hala izlemeyen varsa bulun, buluşturun seyredin.

EDİT: Meg Ryan’nın Moda haftasına geldiğinde sergilediği tavırla ilgili çok eğlenceli bir yazı buldum. Buraya tıklayıp okuyun :D

Serseri Mayınlar-Mine Vaganti

Temmuz21

Image and video hosting by TinyPic

Öncelikle mümkün olduğunca spoiler vermeden anlatmaya çalışacağım ama arada kaçabilir klavyeden harfler :D Yazmaya başlayınca ne olacağını kestirmesi güç :)

Filmin konusu:
“Serseri Mayınlar”, makarna üreticisi bir İtalyan ailesinin geleneksel ve ahlâki kalıpların dışına çıkan çocuklarının, ne yöne gideceği kestirilemeyen öykülerini anlatıyor. İki arkadaşının başına gelen gerçek bir olaydan esinlenerek yazdığı filmde Ferzan Özpetek, bu öykülerin iç-içe geçirdiği büyülü bir zamanın içine çektiği izleyiciyi, oyuncularının yarattığı duygu denizindeki gelgitlerle baş başa bırakıyor.

Yine bir Ferzan Özpetek klasiği olarak, geniş sofralar güzel manzaralar eşliğinde bir İtalyan filmi izliyoruz. Makarna üreticisi bir aile, 3 nesil bir arada yaşıyor. Klasik kalabalık bir İtalyan ailesi. Romada yaşayan Tomasso ailesini ziyarete gelir. Kimsenin bilmediği bir sırrı vardı ki o da gay olduğudur. Ferzan Özpetek filmlerinde bir şekilde hep eşcinsel karakterlere ve onların sorunlarına yer veriyor ama bu film için bir gay filmi denmez kesinlikle. İnsan hikâyesi demek daha uygun.

Kendi istekleriyle, başkalarının kendisine biçtiği rol arasında kalan bireylerin çıkmazına değiniliyor. Bazen sizden iki nesil önce yaşayan birinin çok daha açık görüşlü, anlayışlı olabileceğinin bir örneği gösteriyor. Anne ve Babasının ‘çocuklarının’ gay olması durumuna gösterdikleri tepki, üzüntü ile Büyükannenin sakinliği, olayları olduğu gibi kabul edişi arasında hissedilir bir fark var. Thomas Romada istediği gibi yaşarken, erkek kardeşi işlerin başına geçmiş ailesinin istediği gibi bir hayat sürmektedir.

Belki de artık bazı şeyleri geri de bırakmaktan korkmamamız gerekiyor çünkü gerçekten önemli olan şeyler hep bizimle kalır.’ (Thomaso)

Geçmişe gidilen sahnelerde sanki bir Marquez romanındaymış hissi veriyor insana. Hatta bu yorumu sözlükte okuduğumda, evet evet diye kendime kendime çığlık attım. :D Kesinlikle bende de aynı düşünceyi uyandırdı. Fakat görsel olarak çok güzel olsa da, senaryoda bir takım boşluklar vardı. Büyükanenin hikâyesinde öyle çarpıcı ‘vayyy be demek öyle’ dedirtecek bir anlatımı yoktu. Belki de izleyicinin hayal gücüne bıraktılar boşlukları doldurmayı.

Image and video hosting by TinyPic

Bence filmin en gay ve en komik kısmı Thomasso’nun arkadaşlarının ziyarete geldiği ve gay olduklarını çaktırmamak adına türlü komikliklere sebep oldukları sahnelerdi. Bir bakışta elbisenin tasarımcısını söylecek, ayakkabılarını farkedecek bir erkek tabiiki gay olur :D :D   Ben mümkün olsa bu aileye gelin giderdim :D Makarna üretiyorlar ya daha ne olsun :D

Image and video hosting by TinyPic

Bazen ağzınızdan çıkanla söylemek istedikleriniz tam tamına zıttır. Karşınızdaki bunu anlıyorsa ne ala :)

‘ Ne kadar da çirkinsin’.  ‘Ben de sizi çok seviyorum hanımefendi’.

Image and video hosting by TinyPic

Ferzan Özpetek filmlerini her zaman çok sevmişimdir ama bana göre ‘Mine Vaganti’ en iyi filmlerinden biri değil. Cahil Periler örneğin, hem kurgu, hem hikâye bakımından çok daha iyi bir filmdi. Fakat kesinlikle izlenmeye değer yer yer güldüren, çoğu zaman hüzünlendiren ama bittiğinde insanın içinde sıcacık bir his belki de yüzün de bir gülümseme bırakan bir film ‘Serseri Mayınlar’. Online izleme sitelerinde Türkçe dublajlı videoları var ama siz orjinal dilinde izleyin. Ben çok beğendim herkese de tavsiye ediyorum.

Sırada…

Temmuz19

Yorumlanmayı bekleyen, Mine Vaganti-Serseri Mayınlar, Worlds They Live Within, (sevmedim yarım bıraktım) The Woman Who Stil Wants To Marry (Kim Bum büyümüş mü biraz? :) ) var. Valla çok sıcak herkes tatilde, denizde, kumsalda bense bilgisayar başında en büyük eğlencem film ve diziler. Müthiş bir yaşam tarzı :D :D :D Çok üşeniyorum yazmaya daha Mavi ile buluşmamızı anlatacağım :) ) Neyse beni izlemeye devam edin, vardır değil mi hala orada bir yerde okuyan-merak eden birileri ? Herkes tatile çıkmamıştır değil mi? Sayın bakayım sağdan, göreyim kim var kim yok? :)

Arwen Gelmiş çook da şekermiş :)

Temmuz12

Photobucket

Efendim malumunuz blog camiasının milleti korkutacak derecede arkadaş canlısı, sevimli, neşeli blogcuları olarak ben, kendim, şahsım :D ve biricik ekürim, çitlembiğim Nefertiti, Arwen ve Mavi ile buluştuk 1er hafta arayla. Önce Arweni anlatayım, şeker kızımız İstanbula geliyorum diye post yazmış blogunda ayrıca bize de haber verdi görüşelim mi diye? Yeni bir kurban bulmuşuz ağımıza düşürecek hiç hayır der miyiz? :D Hemen tabii dedik. Kalktın uzak yollardan geldin, neden görüşmeyelim? Düello için anlaşırmış gibi, hemen yer-saat-gün belirledik. Zaten belliydi :D . Ayyy Eminönü iskelesinin önünde dikildim, dikildim saatler sonra geldi DESEMDE İNANMAYIN :D Elimde olmayan sebeplerle de olsa çok beklettim kızları.  Arwen o kadar tatlıydı ki kızmadı bile. Ben bu arada yoldan sürekli arayıp, beni yolmak istiyor musun? Bak istersen sorun değil diyerek kendisini oyalamaya çalışsam da ne kadar işe yaradı bilemiyorum :)

Arwen’in sakinliğinin yanında aç ve dolayısıyla sinirli olan Nefertitim beklemekten yorulunca gidiyorum ben diye resti çekti. Aman dedim, gülüm sensiz ne ederim ben, gitme 5 dk yanındayım ama sen yemeğini ye diye sakinleştirmeye çalıştım. Bu arada Arwene sürekli, yemek yiyeceğiz geçecek, ramen yiyeceğiz iyi olacağız gibi şeyler söyleyip, kabahatimi unutturmaya çalıştım. :) Yemeğini çoktan yemiş, dolayısıyla sinirleri yatışmış olan arkadaşımızın yanına gidince bir ohh çektik. Rüşvet olaraktan bir sürü çikolata falan aldım ama sonuçta küçük gösterse de yaşı küçük değil Nefimin kandıramadım ha ha ha. Aslında ben hani tatlı yiyelim, tatlı konuşalım endorfin hormonu salgılayıp mutlu olalım diye şetttim. Başka hiiiiiççç bir amacım yoktu :P

Ramenlerimiz söyledik. Resim koymuyorum artık bıkmışsınızdır görmekten :D Neyse biz diyoruz çok acı ama dikkat et ilk seferde insanlar çok zorlanıyor bu yüzden filan. Geldi Ramenler Arwen beğenmedi ve yemedi rameni ben de çok açtım o yüzden bir Kore lokantasında benim için yenilecek başka bir şey olmadığından, ramen yerim. Yalnız biz aman ha acı dikkat et falan derken, acı sever olduğunu öğrendiğimiz Arwe’nin ifadesi ‘sizin bu acı dediğinizi ben çayıma şeker diye katarım’ şeklindeydi. Tam olarak bu cümleyi kurmadı ama ben sözlerinden bunu anladım :)

Biz otururken bir koreli grup vardı Ajumma ve Ajuşilerden oluşan. Bir kadın çıktı ortaya olanca tiz sesi ve ben bilirim tavırlarıyla bir şeyler söyledi Korece. Ahh dedik Nefertiti ile kesin rehber bu. Arwen sordu nasıl anladınız diye? Bir kere herkes pür dikkat dinliyor hatunu bir de hali, tavrı çok buyurgandı belli yani. Bir tepeden bakıyor millete. Rehber Ajummaya pis pis baktık ama farketmedi ha ha ha.

Image and video  hosting by TinyPic

Seoulden ayrılıp, rotamızı her zaman ki gibi Çiğdem Pastanesine çevirdik. Fakat bizi bir sürpriz bekliyordu: İçerisi bomboştu. Hani neredeydi yakışıklı İspanyollar, göz banyosu yapmaya yarayan turist grupları? Kaderimize küserek geçtik klimanın dibine. En arkaya. Nefertiti kendi fotoğraf makinesi yanında olmadığı için içindeki fotoğraf çekme dürtüsünü frenlemek zorunda kaldı. Benim makinemle bir kaç poz çekerek bir nebze de olsa hevesini aldı. Yoksa elleri falan titereyecekti mazallah :P :P

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic

İştahla çilekli tartlarımıza sarıldıktan sonra ancak aklımıza geldi fotoğraf çekmek. Yediğimiz tarafları kendimiz çevirip güya düzgün bir görüntü elde etmeye çalıştık :D :D Arwenle Anadolu yakasında ayrıldık. Neferttiyi yine gözü yaşlı Avrupa yakasında bıraktık. Biliyorum çok uzun oldu. Burada kesiyorum Arwenle maceralarımızı Maviye geçeceğim daha :D

Image and video hosting by TinyPic

Bu post ziyadesiyle uzun olduğunda Mavilimle geçirdiğim iki günümüzü bir başka yazıya bırakıyorum :) Halbuki ikisini bir yazacaktım. Arwencim seni tanıdığıma çok sevindim. Ne zaman gelirsen haber ver olur mu? Yine görüşelim. :)

Related Posts with Thumbnails
« Older Entries

Son Yorumlar

Translator