La Fea

İçimden geldiği gibi

Lüpletmeye gelenler kilo almasın amin :)

Mart14

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic
Sözleştiğimiz üzere bugün Seoul restorana Ramen yemeğe gittik. Ayfer,  Pucca, Miss. Nefertiti, Nilü ve ben. Önce biraz kararsız kaldık Aydın bey sağolsun sıkılmadan yanıtladı ‘o ne’  ‘bu ne’? sorularımızı :)  Ramenlerimizi bir güzel yedik, keyifli bir sohbet sonrasında Pucca ve Ayferi uğurladık. Nilü, Nefertiti ve ben Jin Mi ye de uğradık gitmişken. Yeşimciğimi gördüm ayak üstü :) Etkinlik sonrası kızlar arı gibi çalışıyorlardı. Oturduğum yerden takip etmekte zorlandım.

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic

Sonrasında yine Nilü ve Nefertiti ile birlikte kahve içip, pasta yedik. Çok eğlendik. Canım arkadaşım Miss. Nefertitinin enerjisi her zamanki gibi günümüzü neşelendirdi. Gülmekten çenemiz ağrıdı resmen. O kadar ilgi dağıttı ki yan masada oturan turist olduğunu tahmin ettiğim gurubu kesemedim ha ha ha :) ) Sonra bir baktım gitmişler. Hiiçç Koreli göremedik etrafta :( Aa bu arada Jin Mi’nin aşçısı unni adını bilemiyorum. Giderken bizi çok içten uğurladı. Beklemiyordum şaşırdım açıkçası. Çok şeker, çok anaç bir insan belli.

Yani gelmeyenler çok şey kaçırdınız. :) Bütün bunlarda sizi özendirmediyse bilemem artık :) Bizimle Ramen hüpletip aynı zamanda lüpletmeye gelen arkadaşlar, en sevdikleri, en kalorili yiyecekleri yesinler -istemedikleri sürece- hiiiçç kilo almasınlar inşalllahhh. Diğerleri de su içse yarasınnn emiiiiiiii :) Başka da bişeycik demiyorum. :)

PS: Miss. Nefertitinin güne dair düşüncelerini okumak için tıklayın

Kızlar yaşadık Lee Min Hoo dönüyor :)

Mart12

Boyuna, posuna, kaşına, gözüne bin maşallah dediğimiz çocuk LEE MİN HOO yepyeni dizisi ile ekranlara dönüyor. Ben alıntı yapmayı sevmem biliyorsunuz çok sıkılmadıkça, kendim eklerim tanıtımları. Ya da çevirim. Yani neymiş Kopyala-yapıştır yapmıyormuşuz. Özgün oluyormuşuz. Gereken mesajı da verdikten sonra hemen başlayalım. Dizinin konusu şöyle: Bir kız var her genç kızın hayali olan Amerikan dizilerinden fırlamış bir gay en yakın arkadaş özlemi duymakta. :) Erkeklerle sorunu var besbelli. Lee Min Hoo da ev işlerinde becerikli, titiz ve kadın ruhundan anlayan bir karakteri canlandırıyor. Böyle erkekler normalde var olmadığı için de eşcinsel yakıştırması yiyor. Kızla aynı evi paylaşabilmek için bu oyunu bozmuyor. Biraz bizim Evdeki Yabancı dizisine benziyor ama çook daha güzel olacağına eminim. Bu arada bayan başrol oyuncusu yine Lee Min Hoo dan büyük. Nedir bu kadınların genç, erkeklerin olgun görünme olayı. :) Şimdilik bu kadar. Kısa kestim değil mi? ha ha ha. Dizinin tanıtım videosu çıktı. Gösterim tarihi 31 Mart 2010 olarak belirlendi.

Ramen lüpletmecede son round :p

Mart9

Şimdi arkadaşlar, 13 Mart Cumartesi günü saat 14:30 15:00 de Sultanahmet Seoul Restoranda buluşalım diyorum. Bilmeyenler için Sultanahmet tramvay durağında buluşup hep birlikte de gidebiliriz. Kimler ben kesin geliyorum diyor? Bu aralar yoğunluk olabilir o yüzden arayıp reservasyon yaptıracağım. Net bir rakam olursa elimizde iyi olur. Bu arkadaşlar dışında adını unuttuğum varsa lütfen söylesin. Bir de yarına kadar gelip gelmeyeceğiniz bildirirseniz çok sevinirim.

La Fea

Miss. Nefertiti

Rüzigar (hala gelmen konusunda ısrarlıyım)

Nilü

Tuba

Ayfer

Buket

Pucca

Nip/Tuck/Farklılık; Çirkinliğin diğer adı mı?

Mart8

Image and video hosting by TinyPic

SPOİLER İÇERİR: Yani dizinin gelecek bölümleri ve finali ile ilgili bilgi var. O yüzden ya şimdi gidin, ya da sonsuza dek susunuz lütfen :)

Nip/Tuck dizisini izlemeye ilk başladığımda önce bu kadar aykırı bir diziden hoşlanmamıştım. Daha çok ameliyat sahnelerinden ama Dr. Troy ve Mc. Namara hep ilgimi çekmişti. İkisinin birbilerine olan sadakati, suç ortaklıkları, arkadaşlıkları 7 sezon boyunca dizinin en sağlam, en gerçek unsuruydu bence. Bu diziyi çok uzun zamandır izlemedim. Julia cüceyle yattıktan sonra, bu kadar da olmaz diyerek bıraktım izlemeyi sonra da e2 ye geçti sanırım. İyice izleyemez oldum. Gerçi böyle bir hevesim de yoktu. Tesadüf bu ki bugün diziportta final bölümünü gördüm ve izlemeye karar verdim. Sonra da Nip-Tuck aşkım depreşti. Oforimu da aynı histen nasibini almış olacak ki karşılıklı baya bir yorumlaştık bu gece. Onun Nip/Tuck yazısı için buraya bakınız. Söylemeliyim ki uzun zamandır hiç bir dizinin finali beni bu derece tatmin etmemişti. Şu saate kadar iki kez izledim ve seyrettikçe daha çok beğeniyorum. Sean ve Christian birbirlerini tamamlayan iki meslektaş, iki arkadaştı. Tam da tanıtımlarında söylendiği gibi ‘Dr. Troyun işi müşteri ilişkileri, Dr Mc Namara’nın işi müşteri memnuniyeti’.

Sean efendi, sağ duyulu, ahlaklı bir aile babasıydı. Christian da her çiçekten bal alan, bir konduğu çiçeğe bir daha konmayan bildiğiniz playboy işte. Parada gani olunca haliyle zorluk yaşamıyor. Sonraki sezonlarda Christianın travmalarına, zaaflarına geçmişinde yaşadığı acılara tanık oluyoruz ama bu onu değiştirmiyor. İki arkadaşın ortak yanı o süprüntü Juliaya olan aşkları. Kadın hem duygusal, hem fiziksel olarak tatminsiz bir insan. Bir kadınla bile beraber oldu. Her naneyi bu yedi, nasıl oldu da dizinin sonunda en mutlu olan yine o oldu anlamadım ben. Christian Juliayı istedi yıllarca. Tam kendinden beklenen şekilde, elde ettiği anda ilgisini kaybetti. Sonra lezbiyen Lizle bile bir ilişki yaşamışlar. YUH dedim en kocamanından.

Sean bu süre zarfında, travmalardan nasibini aldı. Yarı yaşında kızlarlamı yatmadı, uyuşturucu mu kullanmadı. Hepsi o kaltak Julia yüzünden. Bir de Christianı bir türlü yalnız bırakamamasından. Christian ve Sean kardeş gibiydiler. Zaman, zaman acaba bu ikisinin arasındaki ilişkiyi de başka boyuta çekerler mi? Diye endişelenmedim değil. Allahtan olmadı öyle bir şey. Ama bir bölümde düğün pastası seçerlerken, ikisini eşcinsel bir çift sanmaları ve onların bu oyunu bozmaması çok komik ve şekerdi. Fazla ileri gitmemelerine sevindim.

Nip/Tuck 7 sezon boyunca ahlak anlayışını, ters düz etti. Yerle bir etti hatta. Buna rağmen başarısından hiç bir şey kaybetmedi. Çok rahatsız olduğum bölümler de oldu. Transeksüel Ava ve oğlunun ilişkisi gibi. Daha sonra öğrendik ki; aslında anne-oğul değiller gerçekten. Dahası Ava gerçek bir kadın bile değil. İşin en ironik yanı bu kadar güzel bir kadını transeksüel rolüne uygun görmüş olmaları. Aslında tam da Nip/Tucka yakışan bir detay. Ava son sezonda yeniden karşımıza çıkıyor ortalığı alt üst ediyor. Yetimhaneden aldığı, cilt problemi olan çocuğunu ‘mükemmel’ hale getirmeleri için Sean ve Troya gidiyor. Bir şekilde çocuğu ameliyat ettiriyor bu arada yine Matte sarıyor.

Kimber vardı ne oldu derken. Öğreniyorum ki Christianla evlenmiş ama Dr. Troy kadının hayatının içine etmiş. Kimberde kendi canına kıymış. Halbuki kendini yolunu bulmaya çalışan,  biraz oynak olsa da hoş kadındı Kimber.

Neyse Sean ile Yaptığı konuşma, günümüz popüler kültürünü ve politik doğruculuğu tek cümle ile özetliyor. Sean insanların dışını değiştirirken, içlerini de değiştirebiliriz derken. Ava ona bir hikaye anlatıyor. Sonun da diyor ki; ‘Farklılık, çirkinliğin başka bir tanımı’. Netice de o oldu, bu oldu yedi sezonda milyon tane şey oldu. Sonunda Ava mükemmel hayatına kavuştu. Kendisine tapan bir adam ve güzeller güzeli küçük bir kız.

Sean’a gelince, ‘hayatımı seviyorum’ ‘olduğu gib kabul ettim herşeyi’ lay lay lom nidalarının altında yatan imdat çığlıklarını yine Julia duydu. Gerçi Christian da biliyordu ama duymamayı yeğledi. Çok klişe bir tabir olsa da ‘Seviyorsan birini özgür bırak onu’ felsefesinden yola çıkarak,  Sean’ın ‘kendini öldürmesine’ izin vermedi. Sonunda özgür bıraktı onu. Son sahneye gelince ben çok beğendim. Ama nasıl tanımlayacağımı bilemedim. ‘Tabiat boşluk kabul etmez’ mi desem, ‘Tarih tekerrürden ibarettir’ mi desem, yoksa ‘Sen uslanmazsın Christian’ mı desem? :) Hepsini dedim gitti.  Bütün aykırılığına rağmen çok güzel bir diziydi. Yazının uzun olmasına bakıpta ürkmeyin. Söylemek istediklerimin çoğunu yazamadım.  Çok şey söylemişsin ama hiç bir şey anlatmamışsın demezsiniz umarım.



Çakkıdı çakkıdı oynayıp kaynaşalım mı?

Mart3

Kızlar, kızlar ne diyeceğim bakın İstanbulda yaşayan blogdaşlarla tabiiki blogu olmayan arkadaşlarda dahil buna görüşelim, tanışalım, kaynaşalım diyorum. Filmlerde gördüğümüz Ramenleri lüpletebiliriz.  Mekan olarak elimizde iki seçenek var malum Seoul ve Jin Mi ama Kore lokantası olması şart değil derseniz beraber seçeriz mekanı. TARİH: bu hafta yani 6 MART Cumartesi Ya da 13 Mart Cumartesi olabilir. Aynı hafta Jin Mi de film gösterimi etkinliği yapılıyor ona katılabiliriz isterseniz. Görüşlerinizi bekliyorum. LÜTFEN YORUM BIRAKIN ONA GÖRE BİR KARAR ALALIM.

6 Martın çok yakın bir tarih olması ve bu kısa sürede organize olamayacağımızı hesaba katarak önerimi 13 Mart ya da 20 Mart Cumartesi olarak değiştiriyorum.

Jin Mideydim

Mart1

Image and video hosting by TinyPic

Fotoğraf çekemedim ne yazı ki. Bilgisayarımdaki eski bir resmi ekliyorum. Koresevenler tanışma buluşmasında çekilmişti bu resim. Bu Pazar günü Jin Mi restorana Türkiye’deki en tutkulu Kore sever olan Yeşimi görmeye gittim. Bana yeşil çay ikram etti sağolsun. Tatlı sohbeti ve misafir perverliği günümü güzelleştirdi. Bir de Korece hocası olacak genç bir Koreli bayanla tanıştım. 10 aydır falan Türkiye’deymiş Gong Yoo sevgimden bahsettim ayak üstü, ama şimdi o askerde dedi. Bende hemen Aralıkta döndü diye bilgilendirdim kendisini :) Ne çabuk dedi. Yani tepkisinden ben öyle anladım ha ha ha dedim iki sene sürdü. Sen gel onu bir de bana sor nasıl geçti o kadar zaman :) Eve dönüşte Yeşim’cim bana Takvim hediye etti. Kore’nin turistik mekanları ödüllü fotoğrafçılar tarafından görüntülenmiş. Söylemeden geçemeyeceğim Yeşimin kendi kendine öğrendiği Korecesi süper o aksini iddia etsede en azından günü kurtarabilecek kadar konuşuyor hayran oldum valla. Tatlı sohbetin için yeniden teşekkürler Yeşim’cim  :)

I am a Cyborg but that’s ok- Rain

Şubat24

Image and video hosting by TinyPic

Delilik ile dahilik arasındaki ince çizgiyi sorgulatan bu eğlenceli filmi nihayet bende izledim. Canımcım Rüzigarcım Cd ye çekmişti benim için. Baktım Uzakdoğu dizi-film aleminde yorumlamayan kalmamış, dedim kuş konduracak değilim, eksik kalsın benim fikrimde. Fakat Rüzigar YAZ :) deyince elim mahkum daha fazla bekletemedim. Yalnız uyarayım bu yorum Raine uzunca övgülerin döşendiği bir yazı olacak. Sıkılacak olanlar derhal gidebilirler :)

Filmin konusuna değineyim kısaca Young-goon kendisi fare zanneden ve sürekli turp yiyen büyükannesinin yanında kala kala delirmiştir. Bir gün annesi ve akrabaları büyükannenin profesyonel yardım alması gerektiğine karar verip apar topar hastaneye yatırırlar. Gider ayak büyükannesinden Cyborg olduğu gerçeğini öğrenir :P Büyükannesinin geride bıraktığı takma dişlerini taktığında elekronik eşyalarla konuşabildğine inanır. Kendisi üstün teknoloji ürünü bir Cyborgdur ama küçük ev aletlerini, mikserleri falan kıskanır çünkü onların var oluş amacı bellidir. Kendisi ise bu dünyadaki asli görevini hala bilmemektedir. Robot olduğundan yemek yiyemez, yerse bozulacağına inanır, bunun yerine kendisini şarj eder. Bir gün ‘kablolarını’ yani damarlarını dışarı çıkarıp şarj etmek ister ve bileklerini keser bu olayın neticesinde kendisini akıl hastanesinde bulur.

Burada kendi gerçekliklerini yaratmış birbirinden ‘deli’ hastalarla bir arada kalır. Nezaketin muhtemelen sadece dezavantajlarını yaşamış bir adam, çocukluktan beri şarkıcı olmak isteyip olamayan bir kadın, kendini dünya güzeli sana obez başka bir kadın, hayatın eğlencesini yalan söylemekte bulan başka bir kadın daha veeee Il-sun Perşembeyi çalabilecek kadar maharetli bir hırsız, küçülüp yokluğa karışmaktan korkacak kadar çocuk ruhlu bir ‘deli’. Bizim kızla aralarına önce arkadaşlık sonra da bir aşk başlıyor. Bunun öncesinde Il Sun Young Goon merhametini çalıyor ki büyükannesini hasteneye kapatan doktorlardan intikam alabilsin. 7 Ölümcül Günahtan biri merhametli olmak çünkü. Diğerleri; minnetarlık duymak, boş hayaller kurmak, suçluluk duymak, üzgün olmak, sönük ve hareketsiz olmak ve tereddüt etmek.

Image and video hosting by TinyPic

Gelelim Rain performansına, bir insan aynı anda hem seks sembolü, hem de şirinlik abidesi olabilir mi? Rain olmuş valla. Üstelik GERÇEKTEN şarkı söyleyebiliyor :) Tamam biliyorum kendisi Kore’nin süper starı bir şarkıcı ama konserlerinde iki çığırttıktan sonra gömleğini çıkarıyor, gösteriye yarı  çıplak devam ediyor. Bu da bende dikkat dağıtıyor izlenimi uyandırdı. Ha kızlar için görsel bir şölen mi kendisi? EVET!

Filmi yönetmen 12 yaşındaki kızı seyredebilsin diye yapmış. Çok şirin, renkli bir film. Ancak yine de ufaktan da olsa deli mi? Dahi mi? Kime göre, neye göre gerçek? sorgulatması yapıyor. Kendi dünyalarında yaşadıkları gerçek. Mesela Il Sun hırsızlık yeteneğine herkes inanmış durumda. Sadece kendisi değil : ) Hekimden sorma çekenden sor diye bir laf vardır ya aynen o felsefede ikilinin ilişkisi. Sen hastasın yemek yemelisin, normal değil bu yaptığın demek yerine ve bunu diyenlere inat kendince bir çözüm buluyor Young Goo’nun sorununa gerçekte elektronik dehası olan Il Sun kızın vücuduna bir alet yerleştiriyor ve bu alet yemekleri enerjiye dönüştüryor. Üstelik ömür boyu garantili :) Delinin halinden ancak başka bir deli anlıyor yani.

Yine Raine dönecek olursak kendisinin hayranı olmamama rağmen, yanakları sıkasım geldi bu filmde. Hatta bağırmak istedim ‘Rain bana da Yodile ne oluurrrrr’ diye  :) Özetle Rain sevenler için kaçırılmayacak bir film. Eğlenmek istiyorsanız izleyin, ama beklentilerinizi çok yüksek tutmayın ki hayal kırıklığına uğramayın. Ne olur ne olmaz  :)


Mutlu Yıllar Rüzigar

Şubat24

Image and video hosting by TinyPic

Güzeller güzeli arkadaşım doğum günün kutlu olsun. Seni tanıdığıma gerçekten mutluyum. İnceliğin, zerafetin, arkadaşlığın benim çok değerli. Yeni yaşının sana ümit ettiğin bütün güzellikleri getirmesini diliyorum. Nice, nice yıllara iyiki doğdun. İyiki varsın.  Eee kaç oldun? :p

Naked Kitchen-Hayal Kırıklığı

Şubat18

Image and video hosting by TinyPic

Shin Min Ah ve Jo Ji Hoo’nun kimyasının ekrana tam anlamıyla yansıtılamadığı bir film Naked Kitchen. Yine uzun zamandır izlemek istediğim en sonunda Sevgililer günü münasebetiyle şöyle romantik-eğlenceli bir şey izleyeyim dedim seyrettim. İyi oldu çıktı aradan. Filmin konusunu yazmaya üşeniyorum Sinemasia‘dan alıntılıyorum. Filmi o kadar sevdim yani!

Bugün Mo-rae ve Sang-in’in birinci evlilik yıldönümleri. Kutlama hazırlıkları içinde geçen yoğun bir sabahın ardından Mo-rae, Sang-in’e bir hediye bakmak için sanat galerisine gider. Galeride hiç tanımadığı biriyle karşılaşır ve bu ikili hesapta olmayan bir cinsel ilişkiye girerler. Mo-rae eve yaşananlardan dolayı gergin ve suçluluk duyarak gider ve olanları Sang-in’e itiraf eder. O akşam, evlerine bir misafir gelir. Du-rae, Sang-in’e yeni işinde yardımcı olmak için Paris’ten gelmiştir. Mo-rae’nin yaşadığı şokun sebebi ise Du-rae’nin galerideki adam olmasıdır. Adam geçici bir süre için çiftin yanında kalacaktır ve riskli aşk üçgeni de böyle başlar.

Şimdi nereden başlasam; gerek posteri, gerek konusu, gerekse oyuncularıyla çok şey vaat eden fakat ne yazık ki bu beklentilerin karşılığını veremeyen bir yapım. Mo rae hayatına ilk giren erkekle evlendikten sonra muhtemelen kendisinin de farkında olmadığı duyguları birden, yabancı birinin varlığıyla uyanıyor. Kimseye farkettirmeden galeri de sevişmeleri bir tarafa, bir sürü mantık hatası var bence filmde. Ben olsam tanımadığım biri ile yalnız kalmaya korkarım. Manyak mıdır? Katil midir? Sapık mıdır? Nereden bileceksin a kadın bu kadar mı kendini kaybettin? :p ha ha. Ha tabi söz konusu adam Ji Hoon olunca insan pek sağlıklı düşünemeyebilir o anda ha ha ha. Öhöm konudan sapmayalım ne diyordum: İşte bunlar tesadüfen aynı evde yaşamaya başlıyorlar. Bu arada kadın kocasına kırdığı fındığı söylediğinde adam tamamen yok sayıyor bu olayı, üzerinde konuşturmuyor bile. Durae ile aralarında bir çekim olduğu seyirciye hissetiriliyor ama bu çekimin ne kadar güçlü olduğu ya da olmadığı pek yansıtılmıyor, özellikle evin içindeki sahnelerde. Kocanın tepkisizliğinin sebebi belki de böyle bir şeyi bekliyor olması olabilir. Bu tarz bir gerçekle başa çıkamayacağını düşünerek yok saymak istedi. Sonuçta kız ‘gözünü açmış onu görmüş’. Sonra karşısına daha fazla ilgisini çeken biri çıkıyor ve ona kapılıyor bir şekilde.

null

Ne yalan söyleyeyim sevmedim kızın kocasını çok pasif, çok sıkıcı. Ha diğeri daha eğlenceli ya da çok daha neşeli falan değil, sadece diğerine göre daha aktif. İş konusunda ve de kadınlar konusunda daha tecrübeli gibi duruyor hepsi o. Bir  de yakışıklı tabiiki :) Aslında çok uzatmak istemiyorum. İki adam bir kadın hikayesini çok daha iyi işleyebilirlerdi. KDA‘nın ShinMinAh’sına yazık etmişler bence :) Ne mutfak sahneleri yeterince göz alıcı, ne ikilinin yakınlaşması romantik ya da seksi. Olmamış diyorum. Eldeki bunca malzemeyle ortaya çok,  çok daha iyi bir iş çıkarabilirlerdi. Bir de ne zaman bu çocuğu izlesem üzülüyorum kariyeri bitti diye. Yazık etti kendine. İnşallah asker dönüşü yeniden başlama fırsatı bulur. Neticede bir şeyler eksik kalmış fimde. Aslında pek çok şey eksik kalmış. Yine de vaktiniz varsa oyuncuları görmek adına izlenebilir.

Wonder Girls SunMi ayrılıyor :(

Şubat16

Wondergirls’ün SoHee ile beraber en genç üyesi olan SunMi yakın zaman da gruptan ayrılma kararını açıkladı ve JYPE şirketi de bu konuyla ilgili bir açıklama yayınladı. Özetle sözleşmeleri gereği yapımcı kadar, sanatçının da haklarının korunduğu dolayısıyla gitmekte serbest olduğu ilerde isterse dönebileceği mealinde bir yanıttı. Bildiğiniz gibi Güney Korede kız gruplarından geçilmiyor ve hepsi çok genç. WG kızlarının hepsi 21 yaşın altında. Mimi ayrılma gerekçesi olarak eğitimine ağırlık vermek istediğini söylese de. Bana çok da mantıklı gelmedi. Sonuçta röportajlarda Amerika’da ne kadar zorlandığını, ne kadar yalnız hissettiğini ağlayarak anlatmıştı. Bazı şeylere erken başlamak gerektiğini biliyorum ama bu kızlar daha çok küçük 15 yaşında bir kızı alıpta bu kadar göz önünde olan bir grubun-işin parçası yapmak çok sağlıklı gelmiyor bana. Hele de Kore gibi fanların ve anti-fanların haddinden fazla fanatik olduğu bir ülkede. Hataya yer yok biliyorsunuz. 2PM Jay örneğinde olduğu gibi. MiMi şu anda 17 yaşında ama hala çok küçük bence. Bugün başlamış olsa kariyerine çok daha sağlıklı karar verebileceğine inanıyorum. 2 yıl çok önemli bu yaşlarda. Hayranların bir kısmı öfkeli, bir kısmı hak veriyor. Pek çok kişinin söylediği eğer Amerika’da değil de Kore’de olsalardı SunMi böyle bir karar almazdı. Kim bilir?

Şirket tarafından yayınlanan açıklamada MiMi’nin bu süre zarfında, vokal ve dans derslerine devam edeceği söylendi. Şimdilik JYPE kapıları SunMi için açık tutsa da Wonder Girls 5 kişilik bir grup olduğundan bu boşluğu doldurması için yine JYPE akademiden başka bir üye Han Lim Sun Min’in yerini alacak. O da 17 yaşında. Hong Kong da dünyaya gelmiş. Akıcı derecede İngilizce, Mandarin, Cantonese gibi Çince lehçeleri ve tabii ki Korece konuşuyor. SunMi seçtiği yolda çok mutlu olur umarım. İleride yeniden müzik sektörüne dönmek isterse bu seferki daha biliçli ve sağlıklı bir tercih olacaktır diye düşünüyorum.

posted under Müzik | 5 Comments »
« Older Entries

Son Yorumlar

Translator