La Fea

İçimden geldiği gibi
Browsing Dizi, Film vs

Nuna Killer Kim Bum ve diğer diziler

Ağustos18

İzlediğim dizilerden kısaca bahsetmek istiyorum hepsi birikti ve ben yazmaya çok üşeniyorum. Yazmayayım dedim ama sonra neden yazmadın diye söyleniyorsunuz :D

Image and video hosting by TinyPic

The Woman Who Still Wants To Marry

Kim Bum şahane gerisi bahane diyebilirdim ama demiyorum :D Kim Bum kendinden 10 yaş büyük  bir kadına aşık olan bir müzisyeni canlandırıyor. 30 yaşını aşan her kadının mutlaka evlenmesi gerektiğini hatta artık evlenmek için şansı olmadığını dayatan ataerkil bir toplumda hem kariyer yapıp, hem hayatının erkeğini bekleyen kadınların öyküsü gibi DURSA da :D bundan daha fazlası. Herşeyden öte üç kadının dostluğu görülmeye değer. Ne Kim Bum ne başka bir şey. Dizi de en çok özendiğim şey Bu Gi’nin bağımsız karakteri ve diğerlerine bir akıl hocası misali öğüt vermesi ve HER ZAMAN HAKLI Olması :) Ben çok beğendim ve elbette tavsiye ediyorum. 25 yaşın üstündeyseniz daha fazla şey bulabilirsiniz hikâyede :)

MY GİRL

Kore dizilerine başlayanlar önce bu diziyi izlemiş ve beğenmiş oluyor nedense. Benim içinse Full Housetan sonra ki ikinci büyük hayal kırıklığı. Karakterler isteselerdi bile daha aptal olamazlardı hele o kız, akıllara zarar. BEĞENMEDİM.

SWEET RAİN

Chiba-Takeshi-ölüm meleği… İnsanların ömür süresine karar vermek üzere dünyada olsa da insanlar onu hiç ilgilendirmiyor, ilgilendiği ve insanların yarattığı halde sevdiği tek şey müzik. Görevi yaşam ya da ölüm kararı vermek ve yoluna devam etmek. Ama bunu hakkıyla yapabilmek kararından önce seçilmiş kişinin hayatını yedi gün boyunca inceliyor. Bu defa hedefinde Fujiki var. Talihsiz, tüm sevdiklerini kaybetmiş ve kendisi bile hayatına değer vermez olmuş bir kız. Chiba için kolay bir karar görünse de kızın bir yeteneği ona ölüm hatta insanlar hakkındaki fikrini değiştirebilir mi?

Takashi Kaneshiro’nun yeteneğini konuşturduğu filmlerden biri daha. Aslında biraz depresif olsa da kesinlikle izlenmeye değer olduğunu düşünüyorum. Sırf Takashi için bile seyredilir yani. Kendisi Koreli olmayan sevdiğim tek uzakdoğulu. Çok başarılı, çok yakışıklı, çok sakin haddinden fazla bazen :) Özetle tavsiye ederim izleyin. Daha geniş bir tanıtım isterseniz. Buraya ve de buraya bakın.

The World They Live In

İç içe geçmiş yaşamları konu almak istese de, becerememiş bir yapım. Dizi içinde dizi mantığıyla çekilen, fikir olarak çok yaratıcı ve ilgi çekici olan bir diziyi sıkıcı olmaktan Hyun Bin bile kurtaramamış ne yazık ki. Yine un var, yağ var, şeker var ama helva yapamamışlar. Hyun Bin bu dizide o kadar şeker ki, kız da iyi :) Sinir bozucu bir karakteri canlandırıyor ama aslında sevimli biri. Bu dizi sırasında ya da sonrasında emin değilim ama ikilinin gerçek hayatta da beraber olduğunu göz önüne alırsak, oyuncularının kimyalarını da iyi değerlendirememişler. Yine de izlemek isteyen olursa vakit kaybıdır demem. En azından o kadar bayılarak izlediğimiz dizilerin nasıl çekildiğine ve yayına yetiştirildiğine dair bilgi ediniyoruz.

Dawson’s Creekimi Özledim :(

Ağustos10

Dawson’s Creek aşkım kabardı bu ara. Her sene özellikle sonbahar aylarında bir özlem dalgası gelir geçer. Şimdi artık blogum var. İstediğim herşeyi özgürce söyleyebilirim. Ahh bu dizi ile ilgili bir yazı dizisi hazırılamak istiyorum. Ancak kendimi toparlamam lazım :D Bu sahne benim diziye aşık olma sebebimdir. Dawsons Creek benim interneti keşfetmeme sebep olmuştur. Dawson&Joey benim aşka inanmamı sağlamıştır. Ne La Fea Mas Bella, Ne Coffee Prince, Dawson’s Creek benim hayatımın dizisidir. Son sezonlara doğru biraz saçmalasa da 6 sezon boyunca merakla izledim. Finali bende ciddi bir hayal kırıklığı yarattı. O gün bugündür kalbim kırık. Kevin Williamsonı bugün görsem.; Dostum ne yaptın bize? Oldu mu böyle? derim. Dawson’s Creek benim ilklerimdir. İlk kez forumlara üye olmam, ilk kez internetten arkadaş edinmem.. Bu konuyu detaylandıracağım bir ara ama uzun olacak, haberiniz olsun takipte kalın ama hemen değil. Söyleyeyim de nerede kaldı, hani yazı diye başıma ekşimeyin :D CNBC-e olmasaydı, nereden bilecektik böyle yapımların varlığını. Yine diyorum allah Cnbc-e ye zeval vermesin :D Aminnnnn..

Mutlu Hissetmek İçin: ‘Mesajınız Var!’

Temmuz25

Image and video hosting by TinyPic

Kendini iyi hisset filmlerimdendir ‘Mesajınız Var’ Meg Ryan ve Tom Hanks yine beraber film çekseler dedirttir her seferinde. Ne zaman şöyle sevimli, romantik bir şeyler izlemek istesem Mesajınız Var gelir aklıma. Meg Ryan’ın sevimliliği, Tom Hanks’in asaleti, ben de orada olsaydım keşke dediğim New York sokakları… Her izlediğimde ayrı bir keyif alıyorum. ‘Köşedeki Dükkan’ın’ büyük Kitapevine karşı verdiği mücadele, dev bir şirkete karşı koyamayacağı gerçeği. Aşkla sonlanan bir rekabet… Çok güzel bir film. Ve Papatyalar bence de en dost canlısı çiçeklerdir. Çok severim. Aradan geçen zaman öyle 20-30 yıl değil 12 sene önce çekilmiş ama teknolojinin ne kadar hızlı geliştiğinin bir kanıtını görüyoruz. Çevirmeli bağlantıdan, dsle geçtik şükür :) Pc yi açtığında internetin bağlanmasını beklemek böyle durumlarda heyecan verici olsa da, işin kötü tarafı; telefona ayrı, internet kullanımına ayrı para ödemek sinir bozucuydu. Neyseki artık değişti. Meg Ryan’ın Türkiye’ye gelip saçma sapan davranmasını yavaş, yavaş gözden düşmesine bağlayıp affediyorum kendisini :D :D Her ne kadar artık yıldızı söndüyse de Çocuk-Kadın imajının eğreti durmadığı tek aktrist olan Meg Ryan gerçekten çok sevimli. Bazı Koreli oyuncuların karikatürize edilmiş şirinliğinin yanında doğal ve yalın oyunculuğuyla insana huzur veriyor. Tom Hanks zaten her rolün adamı. Çok beğendiğim bir oyuncudur. Hala izlemeyen varsa bulun, buluşturun seyredin.

EDİT: Meg Ryan’nın Moda haftasına geldiğinde sergilediği tavırla ilgili çok eğlenceli bir yazı buldum. Buraya tıklayıp okuyun :D

Serseri Mayınlar-Mine Vaganti

Temmuz21

Image and video hosting by TinyPic

Öncelikle mümkün olduğunca spoiler vermeden anlatmaya çalışacağım ama arada kaçabilir klavyeden harfler :D Yazmaya başlayınca ne olacağını kestirmesi güç :)

Filmin konusu:
“Serseri Mayınlar”, makarna üreticisi bir İtalyan ailesinin geleneksel ve ahlâki kalıpların dışına çıkan çocuklarının, ne yöne gideceği kestirilemeyen öykülerini anlatıyor. İki arkadaşının başına gelen gerçek bir olaydan esinlenerek yazdığı filmde Ferzan Özpetek, bu öykülerin iç-içe geçirdiği büyülü bir zamanın içine çektiği izleyiciyi, oyuncularının yarattığı duygu denizindeki gelgitlerle baş başa bırakıyor.

Yine bir Ferzan Özpetek klasiği olarak, geniş sofralar güzel manzaralar eşliğinde bir İtalyan filmi izliyoruz. Makarna üreticisi bir aile, 3 nesil bir arada yaşıyor. Klasik kalabalık bir İtalyan ailesi. Romada yaşayan Tomasso ailesini ziyarete gelir. Kimsenin bilmediği bir sırrı vardı ki o da gay olduğudur. Ferzan Özpetek filmlerinde bir şekilde hep eşcinsel karakterlere ve onların sorunlarına yer veriyor ama bu film için bir gay filmi denmez kesinlikle. İnsan hikâyesi demek daha uygun.

Kendi istekleriyle, başkalarının kendisine biçtiği rol arasında kalan bireylerin çıkmazına değiniliyor. Bazen sizden iki nesil önce yaşayan birinin çok daha açık görüşlü, anlayışlı olabileceğinin bir örneği gösteriyor. Anne ve Babasının ‘çocuklarının’ gay olması durumuna gösterdikleri tepki, üzüntü ile Büyükannenin sakinliği, olayları olduğu gibi kabul edişi arasında hissedilir bir fark var. Thomas Romada istediği gibi yaşarken, erkek kardeşi işlerin başına geçmiş ailesinin istediği gibi bir hayat sürmektedir.

Belki de artık bazı şeyleri geri de bırakmaktan korkmamamız gerekiyor çünkü gerçekten önemli olan şeyler hep bizimle kalır.’ (Thomaso)

Geçmişe gidilen sahnelerde sanki bir Marquez romanındaymış hissi veriyor insana. Hatta bu yorumu sözlükte okuduğumda, evet evet diye kendime kendime çığlık attım. :D Kesinlikle bende de aynı düşünceyi uyandırdı. Fakat görsel olarak çok güzel olsa da, senaryoda bir takım boşluklar vardı. Büyükanenin hikâyesinde öyle çarpıcı ‘vayyy be demek öyle’ dedirtecek bir anlatımı yoktu. Belki de izleyicinin hayal gücüne bıraktılar boşlukları doldurmayı.

Image and video hosting by TinyPic

Bence filmin en gay ve en komik kısmı Thomasso’nun arkadaşlarının ziyarete geldiği ve gay olduklarını çaktırmamak adına türlü komikliklere sebep oldukları sahnelerdi. Bir bakışta elbisenin tasarımcısını söylecek, ayakkabılarını farkedecek bir erkek tabiiki gay olur :D :D   Ben mümkün olsa bu aileye gelin giderdim :D Makarna üretiyorlar ya daha ne olsun :D

Image and video hosting by TinyPic

Bazen ağzınızdan çıkanla söylemek istedikleriniz tam tamına zıttır. Karşınızdaki bunu anlıyorsa ne ala :)

‘ Ne kadar da çirkinsin’.  ‘Ben de sizi çok seviyorum hanımefendi’.

Image and video hosting by TinyPic

Ferzan Özpetek filmlerini her zaman çok sevmişimdir ama bana göre ‘Mine Vaganti’ en iyi filmlerinden biri değil. Cahil Periler örneğin, hem kurgu, hem hikâye bakımından çok daha iyi bir filmdi. Fakat kesinlikle izlenmeye değer yer yer güldüren, çoğu zaman hüzünlendiren ama bittiğinde insanın içinde sıcacık bir his belki de yüzün de bir gülümseme bırakan bir film ‘Serseri Mayınlar’. Online izleme sitelerinde Türkçe dublajlı videoları var ama siz orjinal dilinde izleyin. Ben çok beğendim herkese de tavsiye ediyorum.

It’s Complicated-Meryl Streep Rocks!

Temmuz1

Jane’in (Streep) üç yetişkin çocuğu, başarılı bir Santa Barbara pastahane/restoranı ve on yıl önce boşandığı eski kocası avukat Jake’le (Baldwin) dostça, medeni bir ilişki sürdürmektedir.. Fakat Jane ve Jake oğullarının üniversite mezuniyeti için kendilerini şehir dışında bulduklarında, işler karışmaya başlar. Birlikte yedikleri masum bir yemek öngörülemeyen bir şeye dönüşür ve aniden ikili kendilerini tekrar bir ilişkinin içinde bulur. Ne var ki Jack artık kendinden çok genç başka bir kadınla evlidir ve Jane bir anda öteki kadın pozisyonuna düşmüştür. Eğlenceli bir romantik komedi. İçinde Merrly Streep varsa mutlaka izlenir..

Hollywooda belli bir yaştan sonra yıldızı sönen, rol teklifi alamayan kadın oyuncuların aksine Meryl Streep yaşlandıkça şarap gibi yıllanıyor, yeteneğini her seferinde tekrar, tekrar kanıtlıyor. Yani bir rolü de yok ki bu ona yakışmamış, becerememiş diyelim. Kim oynarsa anında o oluveriyor. Tecrübe, yetenek denen şey böyle bir şey olsa gerek. Ayrıca mütevazı bir oyuncu olması da cabası. Hatırlarsanız artık Hollywoodda bile o kadar önemsenmeyen Meg Ryan geçtiğimiz aylarda Türkiye’ye gelmiş, ‘aşırı’ ilgiden bunalmış. Tek kelime etmeden KAÇARAK ülkesine geri dönmüştü. Gülsem mi? Ağlasam mı? Bilemedim. Çok snob bir tavır dememe gerek yok sanırım. Bunun aksine Meryl Streep geldiğinde bir süre tanınmamak için kamufle etmiş kendini sonra bakmış takan yok :D Millet yeni yetme starla çok meşgul, gayet sıradan bir turist gibi dolaşmış esnafla sohbet etmiş. Alece Baldwini o kadar sevmem ama o da rolünün hakkını vermiş.

Image and video hosting by TinyPic

Steve Martin de çok beğendiğim oyunculardan insan onlara bakınca, neden bugün hem saygın, hem hala popüler oyuncular olduklarını anlıyor. Bir bakın özel hayatlarına, skandaldan uzak, yaptıkları işler ve başarılarıyla gündeme gelen insanlar.  Yaşlanmayan ama yaş alan, olgunluk dönemlerininde verimli geçirilebileceğinin kanıtı oyuncular. İlk paragrafta söylediklerim Steve Martin için de geçerli.

Filme döncek olursak Jacke ve Jane uzun zaman önce ayrılmış bir çift. Ancak çocukların hatırına görüşüyorlar, ara sıra bir araya geliyorlar. Bir karşılaşmanın sonunda kendilerini yatakta buluyorlar. Bu sefer roller değişiyor yıllar önce aldatılan Jane şimdi ikinci kadın oluyor. Jakede tipik erkek :) Yıllar önce problem olan herşey Jane’in hayatında çözülmüş. Çocuklar büyümüş, Jane kendine bir düzen kurmuş sakin, huzurlu. Öte yandan Jake evde kendinden olmayan çocuğu ve genç karısı ile yoğun bir hayat yaşıyor kadın ikisinin bir çocuğu olsun istiyor bunun için çabalıyorlar falan. Tabii o da kendi haraketli hayatından kaçacak yer arıyor ve böylece Jane ile bir kaçamak yaşamaya başlıyorlar.

Image and video hosting by TinyPic

Öte yandan bir de Jane’in evinde ekleme yapmak için anlaştığı mimar Adam var. Onunla da aralarında bir yakınlaşma oluyor. Adam, Jane ve  Jake arasında çok eğlenceli, çok komik, çok garip bir aşk üçgeni başlıyor. Yeniden bir araya gelmek mi, yoksa Adam ile yeni bir başlangıç yapmak mı? Eskinin bildik, tanıdık rahatlığı mı? Yoksa yeniyi keşfetmenin heyecanı, arkadaşlığın hazzı mı? Peki çocuklar öğrenirse ne der? Gibi sorular sorduran bir film ‘İlişki Durumu Karmaşık’

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic

Eğlenmek istiyorsanız kesinlikle izlemenizi öneriyorum. Sadece Meryl Streep için bile izlenir. Ben seyrederken çok güldüm. Çok keyif aldım. Hele Adam ve Jane’nin birlikte ‘uçtukları’ bir sahne var ki gülmekten öldüm :) Buradan Türkçe altyazılı izleyebilirsiniz.

Oh My Lady- Zaman Kaybı

Haziran20

Konusu ve resimler için buraya bakınız. Chae Rimi yeni bir rolde görmek istediğim için başladığım bir diziydi.  Posterleri, özetleri çok eğlenceli ve  şirin bir yapım olduğu yönünde ip ucu veriyordu ama ne yazık ki umduğumu bulamadım. Hatta vakit kaybı bile diyebilirim. Son ana kadar bir şeyler olsun diye sabırla bekledim ama o kadar üstün körü geçildi herşey. Zaman kaybıysa neden yazıyorsun diyeceksiniz. Belki siz sevebilirsiniz dedim çünkü seveni de çok fazla ama Personal Taste’den sonra kesmedi beni bu dizi. Romantizm yok, komedi çok zayıf, oyunculuklar ortalama. Hikaye kopuk. Ne bileyim sildim gitti. Vaad ettiği hiç bir şeyi bulamadım şahsen. Shiwonu da beğendim aslında Super Junior grubu üyesiymiş. Eli yüzü düzgün bir çocukcağız ;) Asıl beğendiğim şey bu gördüğünüz muhteşem güzellikle ve şirinlikteki küçük kız. Benim kızım olsun ne olurr :) Hatta kendisini Gong Yoo ve benim çocuğum ilan ediyorum biliyorsunuz bir oğlumuz vardı :D Bir de kızımız oldu. Allah bağışlasın :D :D

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic

Personal Taste- Lee Min Hoo Şekeri :)

Haziran15

Image and video hosting by TinyPic

Bu resmi gördükten sonra Spoiler uyarısına gerek var mı? Yok bence. Baştan sona Spoiler vereceğim. Sonra gelip de bana ’ayy izlemiş kadar oldum’ ‘ah ne güzel tamamını anlatmışsın’ gibi şeyler söylemeyin. Döverim :D Öyle de şiddet eğilimliyimdir :D :D Dizinin konusunu burada anlatmıştım kısaca. Tekrar etmiyorum. Hazır mısınız? Başlıyorum :)

Eğer tek bir cümle ile  özetlemek gerekirse Personal Taste tam bir kız dizisi. Bu cümleden erkeklerin izleyemeyeceği veya keyif almayacakları sonucu çıkmasın. Ama genele vurursak daha çok kadınlara hitap ediyor diye düşünüyorum. Herşeyden önce Lee Min Hoo sadece güzel bir surat değil yetenekli bir genç aktör olduğunu kanıtladı bu dizi ile. Büyümüş benim çocuğum :D Son Ye Jini ilk kez izliyorum ama, abartısız mimikleri, yalın oyunculuğunu çok beğendim. Min Hoo ile kimyası da müthişti. İkisini beraber farklı projelerde görmek istiyor pek çok hayran.

Image and video hosting by TinyPic

Diziyi hiç bilmeyenler için kısa bir özet geçeyim. Par Gae İn, San Go Je adı verilen babasının inşa ettiği bir evde yaşıyordur. Ev mimari açıdan örnek teşkil ediyor ama yıllarca kimse içeriye girmemiş. Sadece dışarıdan görünen kadarını biliyorlar. Gae İn son derece iyi niyetli ama bir o kadar sarsak ve pasaklı. Sadece işinde çok titiz. En yakın arkadaşı ona ihanet edip, erkek arkadaşını elinden alıyor. Son ana kadar da Ka İn’in bundan haberi olmuyor. Düğün günü damadın kendi sevgilisi olduğunu gördüğünde; Kim In Hee’den duyduğu tek sözcük ‘üzgünüm’ Ama diyor Gae In ‘Bu ancak birinin ayağına bastığında söyleyebileceğin bir şey’ Böylelikle dizinin kötü kadını ve adamı kim öğrenmiş oluyoruz :)

Image and video hosting by TinyPic

Jin Hoo ile ilk karşılaşmaları ise tabiiki hoş olmaz kural bu bozulamaz. İllaki tatsız başlangıç yapacak çiftler. Bir dizi yanlış anlama sonucu Jin Ho’nun gay olduğuna inanıyor ve onu ev arkadaşı olarak alıyor. Dahası iş arkadaşını da sevgilisi zannediyorlar ve komedi başlıyor. Jin Hoo’dan daha kurnaz olan arkadaşı bu oyunu abartılı gay tavırlarıyla sürdürüyor. Biraz fazla karikatürize edilmiş gibi geldi bana yine de komik :) Yong Ra’nın (Ka in’in diğer en yakın arkadaşı) unni, unni diye peşinde koşması çok şirin.

Image and video hosting by TinyPic

Aslında klişelerle ilerleyen bir dizi ama oyuncuların, romantizmin seyrine kapılıp fazla da kurcalamıyorsunuz bu neden böyle diye. In Hee, Ji Hoo ya sonuna kadar asılıyor ama kesinlikle yüz bulamıyor. Neredeyse ya benimsin ya toprağın diyecek kaltak :D Kişi kendinden bilirmiş işi mantığıyla, kendi art niyetini, sevgisizliğini Ka İn’e yüklüyor. Sürekli iyiliğini sorguluyor bu kadarı da olamaz diye.

In Hee ne kadar itici ve sevimsizse. Patronu Choi Don Bin o kadar asil ve beyefendi bir adam. Kendisi de ‘özel’ biri ama o kadar zarif ki. Eğer sözlükte asaletin bir isim karşılığı olsaydı, kesinlikle Don Bin olurdu. Sevgisine karşılık bulamadığında bile çirkinleşmeyen, elindeki gücü en adil şekilde kullanan sağduyusu yüksek bir insan. O kadar hüzünlü bakıyor ki, empati kuramayan varsa bile hüznünü, hayal kırıklığını kalbinde hissediyor.

Jin Ho ve Ka In’inin birbirlerine aşık olmaları çok uzun sürmüyor. Bunun öncesinde Ka İn’in eski sevgilisi Chang Ryul’dan intikam alması için Ka İn’e yardım ediyor Jin Hoo ama bu sırada kendisi de kıza karşı bir şeyler hissetmeye başlıyor. Kıskanıyor Chang Ryuldan. Anlaşmalarına göre, Jin Hoo ‘Game over’ (oyun bitti dediğinde) herşey biter diyor Ka İn.

Veeeee Oyun bitti :D

Image and video hosting by TinyPic

Bizi fazla sürüncemede bırakmadan bir-iki bölüm içinde çiftimizi kavuşturuyorlar . O kadar tatlılar ki bir aradayken. Romantizmi, aşkı, şefkati hatta şehveti çok doğal ve inanılmaz bir güzellikte yansıtıyorlar izleyiciye. Dahası Kore dizilerinde alışık olmadığımız dudak değdirip çekmeden öteye giden gerçek bir öpüşme sahnesi ile seyirciyi mest ediyorlar. Tabii Pembe dizilerle büyümüş bir neslin çocuğu olarak beni pek tatmin etmedi bu öpüşme sahnesi ama Kore dizilerini baz alırsak, Coffee Prince’den sonraki en iyi öpüşme sahnesi diyebilirim. La Fea Mas Bellada Fernando ve Lety kadar tutkulu değildi :D ama olsun.

Çok da güzel bakarmış :)

Image and video hosting by TinyPic

Yine Kore dizilerinde alışık olmadığımız şekilde Ka İn kendi fiziksel arzularının farkında bir kadın karakter. Kadını çizgi fim kahramanı şeker kız candy modunda göstermeyen ender dizilerden Personal Taste. Yani Jin Hoo ne kadar istiyorsa Ka İn’i, Ka İn de o kadar istiyor ama cesaret edemiyor. Sizi resme boğmak istiyorum :)

Image and video hosting by TinyPic

Gum Jan Di yi canlandıran Goo Hye Sun ve Lee Min Hoo arasındaki kimya hayranlar tarafından çok benimsenmiş olmalı ki bir kısmı Son Ye Jin yerine onu görmek istediklerini söylüyordu forumlarda, bloglarda. BOF gençlik dizisi olması sebebiyle bu kadar dolu, dolu romantizm görememiştik. Hatta tek gerçek öpüşme sahnesi olması gerekenden daha tutkulu diye kesilmiş. Lee Min Hoo’nun dönüş projesi olan Personal Taste reytinglerde %20 yi aşamasa da kendi izleyici kitlesini oluşturmayı başaran bir yapım. Oyuncuların her biri çok başarılı performans sergilemişler. Dizi de Min Hoo’nun giydiği pantolanların kısalığından şikayet eden çok kişi vardı ama Chang Ryul karakterinin giyim tarzı daha vahimdi bence. Modaymış kısa paça pantolanlar Korede :) Kim Ji Suk da dizi biter bitmez askere gitti. Çok şekermiş aslında, dizide anlamadık.

Bu arada bakın, bakın ‘Kim’ var burada :)

Dizi daha önce Ju Jin Hoon ve Yoon Eun Hee  projesi olarak  planlanmış fakat daha sonra iptal olmuş. Bu yüzen Yoon Eun Hee konuk oyuncu olmayı kabul etmiş. Jin Hoo’nun eski sevgilisi rolünde görüyoruz kendisini :)

Son olarak izlemeniz gereken bir dizi diyorum. Romantik, sevimli ne bileyim sadece Lee Mi Hoo için bile izlemeye değer. Hani Aktörlerin üstsüz sahneleri için fan servis derler ya; bence Ka İn ve Jin Hoo’nun romantik sahneleri fan servis diyerek, sizi güzel çiftimizin fotoğraflarıyla baş başa bırakıyor ve huzurlarınızdan çekiliyorum :)

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic

Bafi de Vampir Sayılır :)

Mayıs25

Image and video hosting by TinyPic

Bu postu sevgili Kimbapsuşi‘ye adıyorum :) Bununla beraber bir daha kimseye bunu yazarım diye söz vermemeye karar verdim :) Mükemmelliyetçi değilim ama böyle zamanlarda ‘çok güzel’ olmalı diye kasıyorum. Tabii ki o zaman da ortalama altı bir şey çıkıyor ortaya. Bir de biz zamanında forumlarda her bir bölüm için bir post uzunluğunda yorumlar yapardık bu dizilerle ilgili. 7 sezonu bir blog yazısına sığdırmak dahası okuyanı sıkmadan anlatmak biraz güç. Neyse başlıyorum. HENÜZ İZLEMEYEN VARSA SPOİLER İÇERİR YÜKSEK DOZDA.

Henüz izlemeyenler sanırım Twilight vampir hikayesi sayan, Edward denen ergen çocuğa da mükemmel erkek muamelesi yapan ergen kızlardır diye düşünüyorum. Bir Angel, bir Spike izlemiş olsalar çekici vampir tanımlarının kesinlikle farklı olacağından eminim.

Buffy Anne Summers 16 yaşında dışarıdan sıradan gibi görünen bir lise öğrencisidir. Bildiğiniz aptal sarışın kıvamında, amigo kız takımının lideri filan :D fakat onu diğerlerinden ayıran bir özelliği var. O seçilmiş kişi. Her nesilde bir tane çıkıyormuş böyle arıza işte bu seferde Buffy’e vurmuş piyango :) Buffyi kendinden önceki avcılardan ayıran pek çok özelliği var aslında ama bunlardan en önemlisi asosyal ve izole bir hayat yaşamıyor olması. Scooby Gang adını verdikleri arakadaş grubu her olayda yanında.

Benim Buffy de en sevdiğim şey o ufacık kızın kocaman adamları dövebilmesiydi. Bir de üstüne alay edip egolarını da yerle bir ediyordu. Zaten dövüş faslına başlamadan önce Buffy’nin karşıdakiyle iyice bir geyik muhabbeti yapması şarttı. Hatta bir bölümde psikoloji öğrencisi olan bir vampir ile mezarlıkta terapi seansı bile yapmıştı. :D Tabiiki Buffy’nin sıradışılığı bunlarla bitmiyor. Vampir avcısının vampir sevgilisi var ama ne vampir :)

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic

Neyse Buffy böyle bir kız işte. Angelı da çeteye dahil ettikten sonra bir süre mutlu, mutlu takılıyorlar bunlar. Ama Angel’ın bildiğimiz vampirlerden değil o ruhu olan bir vampir. İnsan kanı içmiyor falan ‘cool’ bir abimiz :D Fakat lanetli, bir anlık gerçek mutluluk onu tekrar canavara dönüştürebilir. Sonra Buffy ve Angel ilişkilerinde bir sonraki aşamaya geliyorlar. Bir gece vakti vuslata eriyorlar anladınız siz onu :) Amaaa sonra ne oluyor. Angel yeniden Angelus oluveriyor. O zaman küçüktük anlayamadık tabii, bu durum aslında erkeklerin iç yüzünü gösteriyor yatağa atana kadar Angel sonra Angelus :D yemezler Josh :D ‘Hayatım kusura bakma lanetliyim ben’ ‘Sorun sende değil bende ‘ ha ha. Angelusa döndükten sonra Spikela beraber Buffyi haklama planları yapıyorlar ve bütün sezonlar boyunca en sevdiğim repliği duyuyoruz Angelus’dan:

‘ O senin tanığın bütün avcılardan daha güçlü, onu incitebilmek için önce onu sevmelisin’

Image and video hosting by TinyPic

Spiketa ilerleyen sezonlarda bu öğüdü tutar. Spike ve Buffy aşkı başlar bu sefer. Aşk da denemez tam olarak aralarında ki ilişkiye bence çok güçlü bir çekim diyebiliriz belki. Buffy ve Spike birbilerini kimsenin anlamadığı gibi anlıyor. Angel ne kadar ‘cool’ ve gizemli ise Spike o kadar serseri. Tam bir bad boy. Zamanında forumlar Angel vs Spike şeklinde tartışmalar olmuştu. Ben her iki karakteri de ayrı ayrı sevdim. Fakat Angel-Buffy daha başkaydı benim için. Spike tam bir deli aşık Durusillaya olan saplantılı aşkından vazgeçmesi ne kada zor olduysa Buffye olan aşkını kabul etmesi de bir o kadar zordu. En azından izleyenler ve Buffy için. Aşkı için ruhunu şeytana satanların tersine aşkı için ruhunu geri aldı binbir acılar çekerek.


Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic

Buffy ve Spike arasındaki cinsel çekim öylesine güçlüydü ki, bir bölümde duvarları yıktılar resmenn :D İkiside çok güçlü ya öyle normal fimlerdeki duvardan, duvara romantikliğinde olmuyor olay tabii. Şiddet olmalı :D   O bölümlerden resim aradım ama bloguma gelen sapıklar artmasın diye koymuyorum :) Buffynin Angel ve Spike arasında kalması fanların da ilham hatta espiri konusu olmuştur. Aşağıya bakınız, kelimeler kifayetsiz bu noktada ha ha ha :)

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic

Buffyi saf dışı bırakan Angel ve Spike bir ilişkiye adım atarlar, ilginç bir düşünce tabii :) Dizide sadece Buffy ve vampir sevgilieri yoktu elbette. Dedim ya 7 sezon kolay değil anlatmak. Xander’ın beğendiği her kadını iblis, şeytan vs çıkması, Willowun Oz gibi bir erkekle çıkıp sonra Tara ile beraber  olması .. Sonra Buffy’nin Gilesı baba figürü olarak görmesi başlı başına yazı konusu. Bir de Faith var ki Angel yerine ona spinn off yapsalardı yer yerinden oynardı bence.

Ahh bir de Cordelia var ki bahsetmeye bile değmez. Angel dizisinde o kadar uzun bir rol alması beni sinir krizlerine sürüklemiştir. Arkadaşımla hep merak ettik acaba hangi yönetmenle, kimle yattı bu kız? Bu yeteneksizlikle başka türlü rol bulamazdı bence. Son olarak Scooby Gang resmi koyup bu sıkıcı ve zor yazıyı burada bitiyorum.

EKLEME: Birbirinin aynı, sıradan, sıkıcı yerli dizilerin arasında bizi değişik, eğlenceli ve ‘trendy’ yapımlarla tanıştırdığı, soluk aldırdığı için Cnbc-e ye teşekkürler. Allah Cnbc-e ye kurucularına zeval vermesin. :) Yemin ederim bir insan olsaydı ancak bu kadar severdim. Son zamanlarda biraz çaptan düştü ama ilk göz ağrımız ne de olsa vazgeçmek zor. Bir de Kore dizisi verirse bir gün  o zaman diğer kanallara zapping yaparken bile bakmam. Aminnnn :)

Gelecek program :D :D :D

Mayıs20

Siz pek değerli ‘okuyucularımla’ -ki büyük bir kısmını arkadaşlarım oluşturuyor – neler yazmakta olduğumu ve planladığımı paylaşayım dedim. :D  Sırada Buffy The Vampire Slayer veee ilgiyle izlediğiniz, merakla beklediğiniz Personal Taste yorumu var. :D :D Araya başka şeyler sıkıştırabilirim :D Hepsi ve daha fazlası bu blogta :) Neyse beni izlemeye devam edin :P :P

Hard to Say I love You / Sizden, Bizden Bir Hikaye

Mayıs12

Image and video hosting by TinyPic

Japon dizisi dediğinde burun kıvıran ben şimdi kendime yeni bir dizi buldum. Bugüne kadar izlediklerimden çok farklı. Görsel olarak tatmin edici senaryo çok gerçekçi. Karakterler desen aynı şekilde. Hard To Say I love You dizisini bloguma yorum bırakan Berre‘nin bloguna gördüm. Kendisi dizinin Türkçe çevirilerini de yapıyor. Devam eden bir dizi olduğu için takip etmesi zahmetli ama 4. bölüme kadar izlediğim kısım için konuşursam ben bu diziyi sevdim. Evet, evet yanlış duymadınız bir Japon dizisi izliyorum ama sevdim. Gerçi içinde Koreli oyuncu faktörü var ama bilmiyordum :) Twitter vasıtasıyla tanışan 5 arkadaşın hayatını ve birbirleri ile olan ilişkilerini anlatan dizi pek çok kişinin kendi bulabileceği türden. Gülücük ikonlarının arkasına gizlenen hüzünlü yüzler, neşeli tweetlerin ardından gelen problemler, durgun, sıkıcı, yorucu yaşamlar. Her gün otobüs durağında gördüğünüz, yolda yürürken yanından geçtiğiniz birileri olabilir. Belki de üzerine kahve döktüğünüz silmek isterken; yanlışlıkla elinizin kayması sonucu size ‘Sen sapık mısın?’ diyen biridir yazıştığınız kişi.  :D

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic

Savaş fotoğrafçısı olan babasına hayranlığından dolayı aynı yolu seçen ama erotik dergilerde çalışmak zorunda kalan Nagaji Vogue gibi büyük dergilerde çalıştığı yalanını söylüyor. Öyle anlıyorum ki; grubun en popüleri olacak. Pek sevimli ama şu yüze baksanıza. Beni sevin diyor resmen :) Nagaji’nin sevdiği başka, seveni başka.

Image and video hosting by TinyPic

İlk çevrimdışı toplantımızda birbirimiz tanımamız için yakana kırmızı gül tak ifadesini ciddiye alıp, yakasında kırmızı bir gülle gelen güzel surat Park’. Bu oyuncu Koreli ünlü DBSK grubunun Herosuymuş. Bende aman allahım ‘ne kadannn güzel bi caponn’ diyerek izliyordum kendisini. Kimdir blmiyordum. Nasıl bilmezsin diyen olursa ergen kızların hayran olduğu gruplarla ilgilenmiyorum :) Elemanların yüzü güzel ama tipim değiller :D Kızkardeşi ile yaşayan Park, Kore’den Japonya’ya büyük hayallerle gelen ama hayatın bambaşka bir noktaya sürüklediği bir diğer grup üyesi. Kendini doktor olarak tanıtıyor ama asıl mesleği, kibirli doktorlara tıbbi malzemeler satmak.

Image and video hosting by TinyPic

Kendini edebiyat öğretmeni olarak tanıtan ama stajyer gibi bir pozisyonu olan Haru/Mizuno, sevimli fakat özgüveni çok yüksek olmayan bir kız. İşten sonra tek eğlencesi markete gitmek. Haru, Nagaji’ye karşılıksız bir aşk beslemeye başlıyor. Umarım sadece ‘şimdilik’ karşılıksız kalır bu duygular. Daha ilk bölümden anlıyoruz ki, Parkta, Haru/Mizudan hoşlanıyor. (nasıl anlamayalım şu fotodan sonra) Hatta bunu da söylüyor ama Korece :D Kız anlamıyor tabii. Ah güzelim dedim, sende bizim kadar Kore dizisi izleseydin bilirdin bir ‘Chuaye’ bir ‘Saraneyo’ ne anlama geliyor. Eksi puan verdim buradan :)

Image and video hosting by TinyPic

Dizide gözlerim kocaman açtıran aman allahım ne hoş şeysin dedirtten başka bir karakter de Linda nickli Ichihara. Oyuncuyu araştırdım bir de ne öğreneyim babası Koreliymiş. Kan çekiyor ne yapayım. Bilmiyordum ama demek var bu Korelilerde bir şey :) ‘Her şeyin bir bedeli var güzelliğininde’ misali çalıştığı dergide yükselebilmek için patronun tacizlerine maruz kalıyor. Görüntüsü tersini söylese de, başarısız bir cinsel hayatı var. Cinsel fonksiyon bozukluğu yaşadığını düşünüyor. Fakat izleyenlere verilen ip ucu nedeniyle, performans gösterememesinin sebebini hemen anlıyoruz. Yani IQ nuz 50′nin altında değilse anlaşılır ha ha ha :)

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic

Son olarak Peach.. Haru’nun en yakın arkadaşı. Patronuyla bir ilişkisi var. Gülen yüzünün ardında hayatına son vermek isteyecek kadar umutsuz. Bir bebek istiyor.

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic

Bir süre sonra birbirlerine gerçekleri anlatan 5 arkadaşın olmak istedikleri yerler ve asıl bulundukları yer farklı olsa da tam anlamıyla yalan da söylüyor sayılmazlar. Birbilerine dürüstlük oyunu bahanesiyle gerçekleri söylemeleri belki de birilerine güvenme ihtiyacının bir yansıması. Sanaldan, reele taşıdıkları bu arkadaşlık birbirlerini bulmuş 5 insanın öyküsü. Bunalımlı bir anında intihar girişiminde bulunan Peach, yeniden doğacağını söylüyor. Bunun ardından hastanede toplandıklarında, Park’ın sözleri bence herşeyi özetliyor.

Ben de yeniden doğmak istiyorum.
Yeni bir isim istiyorum.
Çünkü şu anda olduğum kişiden memnun değilim.
Japonya’ya yeni bir hayata başlamak için gelmiştim.
Ama ne arkadaş edinebildim, ne de işimi doğru düzgün yapabildim.
Güvenebileceğim insanlar bulmak istediğim için Twitter’ı kullanmaya başladım.
Aklınızdan geçenleri açıkça söyleyebildiğiniz bir mekan var mı?
Gerçek arkadaşlarınız var mı?

Sanırım benim var. İyiki de varlar :) Resimler ve alıntı için Berreye teşekkür ediyorum :) Fazla spoiler vermemeye özen gösterdim ama ucundan kaçmıştır beni biliyorsunuz :) Anlattıklarım dizinin keyfini kaçırmaz merak etmeyin :) Ben çok beğendim. Açıkçası mutlu son beklemiyorum ama kesinlikle izlenmeye değer.

Related Posts with Thumbnails
« Older Entries

Son Yorumlar

Translator