La Fea

İçimden geldiği gibi

Grey Gardens-We belong together

Şubat12

Gerçek bir hayat hikayesinden ve 1975 yapımı aynı adlı belgeselden yola çıkılarak yapılan bu film; Drew Barrymore’a bu yıl Altın Küre ödüll töreninde ‘En iyi kadın’ oyuncu ödülünü kazandırmıştır. Jackie (Kennedy) Onassis’in birinci dereceden kuzeni olan Edit Beale ve annesi Edith (ikiside aynı ismi taşıyor) yaşamını anlatıyor. Zamanında şarkıcılık yapan ama kariyerini evlendiği için bırakmak zorunda kalan Edith Bale (büyük Edith) kocasından boşandıktan sonra yavaş, yavaş dış dünyayla alakasını keser. Kızı Edith de aktrist olmak isteyen genç, güzel ve kendince yetenekli bir kızdır. Ancak annesi hastalandıktan sonra ona bakmak için Newyork’tan eve döner ve yıllar için de anne-kız hastalıklı bir gerçeklik algısıyla yaşamaya başlar. Dış dünya ile ilişkilerini keserler. Şaşalı ve zengin yaşamlarından geriye bir tek yaz tatillerini geçirdikleri Grey Gardens isimli malikane kalır ve burada yaşamlarını sürdürürler. Kendi gerçeklerinden biraz olsun kopmaları magazin basının, Jacky Kennedy ile akraba olduklarını öğrendikten sonra evlerine yaptıkları ziyaret ve Maysles kardeşlerin çektiği belgeselle biraz olsun dış dünyaya açılmalarıyla olur.

Film gerçekten ilginç ve bir o kadar ürkütücü. Neden acaba? Anne-Kızın hastalıklı ama bir o kadar sevgi dolu bir ilişkisi var. Birbirlerini hasta etmişler diyebiliriz. Belgesele baktığınızda -ki filmle birebir yönleri var- acıma, gülme hissi ile beraber saygı da uyandırıyor sizde. Ne bileyim peruk yerine renkli eşarplar takması başına, kendi tarzını yaratması bir şekilde dikkat çekici. O yaşantı da bile kendine olabildiğince özen gösteriyor Edie Bale (küçük Edie) ve eski fotolara bakılacak olursa gerçekten çok güzel kadınlarmış ikiside. Drew Barrymore ve Jessica Lange birebir almışlar karakterleri ve muhteşem birer performans çıkarmışlar ortaya. Bir taraftan da çok fazla katacakları bir şey yoktu rollerine çünkü bu bir çeşit ‘remake’ yani yeniden yapım tabiiki film kurgusunda, bir senaryo takibinde olması gerekiyor. Anne-Kız baş, başa yaşıyorlar ama erkekler de var ailede. Sanırım, sadece arada bir miktar para göndermek dışından hiç ilgilenmemişler kızkardeşleri ve anneleriyle. Gerçi ‘dışardan’ birini kabul edebilecek gibi de görünmüyorlar.

Gençlikten, güzellikten, servetten ellerinde kalan tek şey bir sürü kedi ile birlikte yaşadıkları, kocaman ev. Gerçek hayatta Küçük Edie 2002 senesinde ölmüş ve vücudu bir kaç gün sonra yeğenlerinden biri tarafından bulunmuş evinde. Nedense bu film benim içimi acıttı. En kötüsü kendilerinin farkında olmayışları, Edie profesyonel bir oyuncu edasıyla girişler, çıkışlar yapıyor. Aslında çok da dikkat çekici. Sanki yıllardır beklediği muhteşem çıkış, hayatının fırsatı buymuş gibi, bir yandan da sanki yıllardır bir starmış da o yüzden, izleyicinin ilgisini çekecekmiş gibi bir tavır içine giriyor. Yarım kalmış hayalleri,umutları ile anne-kız belki de incinmemek için kendilerine duvarlar örerlerken bir noktada ipin ucunu kaçırıyor.


Edieler aynı zamanda bir çeşit aşk-nefret ilişkisi yaşıyorlar. Belli ki kızını kıskanan Büyük Edie onu kendi yanında tutarak, hem anne olarak bencilce çocuğunun elinin altında olmasını istiyor, hem de en az kendi kadar parlak ve güçlü olan kızının kişiliğini bastırıyor. Böylece kendilerine iki kişilik bir dünya yaratarak mutluluğu bulduklarını düşünüyorlar. Geçmişte kim olduklarını hatırlamakla birlikte aynı zamanda hiç bir zaman sahip olamadıkları bir hayata özlem duyuyorlar. Bu da git gide kendi içlerine kapanmalarına yol açıyor. Edie’nin kendisi bile geçmişle bugün arasında ki sınırı çizmenin zor olduğunu söylüyor. Özetle ben çok beğendim ve mutlaka izlemenizi öneriyorum. Bulabilirseniz 1976 yapımı belgeseli de izleyin. O zaman oyuncuların performanslarına bir kez daha hayran kalacağınıza eminim.

Honey Lee/ Tescilli Güzel

Ocak31

Image and video hosting by TinyPic

Bu hanım kızımıza Pasta dizisini izlerken rastladım. Güzel olduğu kadar yetenekli de. Gamzeleri de var daha ne olsun :) 2007 Mss. Kore (Kore güzeli yani :p) ve ükesini Meksika’da yapılan Mss. Universe yarışmasında temsil etmiş. Gerisi Sinemasia başlığından alıntıdır :) Taş gibi bir hatun kendileri :)

Image and video hosting by TinyPic

Efenim, Honey‘imiz ulkesini Miss Universe 2007′de temsil eden bir hanim kizimiz. 1 erkek, 2 kiz kardese sahip. Babasi Kore’nin Milli Istihbarat Teskilati’nda yuksek rutbeye sahip bir abujji…( Tirsmamak elde degil) Ummunisi ise Ewha Womans University’de Muzik Tarihi Profesoru. Yani bu hanim kzimizin ailesi de kendisi gibi donanimli…

Ablasi oldukca yetenekli biri. 2005′den beri 3 album yapmis ve KBS Orkestrası Geleneksel Kore Müzik üyesi ve Kore Ulusal Klasik Müzik Enstitüsü Cumhurbaşkanlığı Ödülü almis. ( saygiyla egiliyorum efenim… unniiiiii)

Lee Honey , 50. Miss Kore Pageant’ta yaristi ,Ulkenin en prestijli okulu Seoul Ulusal Üniversitesi’nde okudu , Korece, geleneksel müzik egitimi aldıktan sonra mezun oldu. Halen aynı üniversitede bir lisansüstü öğrencisi.

Ayrıca, Taekwondo bir 3. derece siyah kuşak sahibi bir scuba dalgıcı, ve rekabetçi bir kayakçı.

posted under Oyuncular | 7 Comments »

Radyo K-Pop

Ocak29

Eymasar’ın blogunda gördüm bir süre önce, bende haber vereyim duymayanlar varsa dedim. Bu adreste k-pop müziğine dair aradığınız pek çok şeyi bulabilirsiniz.   http://www.kpopturkey.tr.cx/ Henüz çok yeni oldukları için bir takım eksikler olabilir ama çok  önemli bir boşluğu dolduracaklarına eminim.

posted under Müzik | 1 Comment »

Pasta yani Makarna-Acıktıran Dizi

Ocak26

Image and video hosting by TinyPic

MBC kanalından ses getirecek bir dizi daha 2010 yılının başında bizlerle buluştu. Çok didaktik bir giriş oldu ama nasıl başlayacağımı bilemedim. Başrolde Coffe Prince dizisinden tanıdığımız canımız, kanımız “acuşimiz” Lee Sun Gyun var. Esas kızımızı ise Gong Hyo jin canlandırıyor. Bu oyuncuyu ilk kez izliyorum ama adından ötürü sonsuz bir sempati duydum kendisine :) Böyle bir girizgâhtan sonra kısa kesmeyeceğimi anladınız değil mi? Hazır mısınız? Çok fena spoiler veririm haberiniz olsun. Bu sayfayı ya şimdi terkedin, ya da günah benden gitti. Ah ama merak etmeyin dizinin sonunu söylemem çünkü daha bitmedi : ) ha ha.

Daha 6 bölüm yayınlandı ama ben şimdiden merakla bekliyorum gelecek bölümleri. Konusuna gelince Seo Yoo Kyung 26 yaşında 3 yıldır La Sfera İtalyan lokantasında çırak olarak çalışmaktadır. En büyük hayali bir gün iyi bir aşçı olabilmektir. İdolü Oh Sae Young Korenin ünlü kadın şefi Tv de program yapıyor. Choi Hyun Wook  ise İtalya’da eğitim görmüş, orada uzun zaman yaşamış yıllar sonra ülkesine dönmüştür. Kore’nin aranan aşçılarından diyor bölüm özetleri ama buna dair bir iz göremedim henüz.

Image and video hosting by TinyPic

Herneyse ikilinin karşılaşması hayli enteresan ve kendi içinde romantik. Yoo Kyung alışveriş yaparken, bir dükkanda japon balıkları hediye ediyorlar buna. Alsam mı almasam mı? Diye kararsız kaldıktan sonra alıyor su dolu poşeti ve yola koyuluyor. Tam ışıklarda biri ile çarpışıyor, poşet yırtılıyor, balıklar yere düşüyor. Kahraman erkeğimiz koşaraktan elindeki su şişesiyle kızın avucuna su döküp, balıkları kurtarıyor. Aman allahım, ne romantik bir dizi olacak bu diye düşünüyorsanız çok beklersiniz. Tabiiki romantizm var olacak; sonuçta bir romantik komedi bu ama bu kadar pembe ilerlemiyor olaylar. Öğreniyoruz ki Bay Romantik La Sferanın yeni şefidir ve dahası kadınlarla çalışamazmış. İlk gün herkesi strese sokup, bayan elemanların tümünü bir sebeple işten kovuyor. Gerçekte de böyle midir şefler bilmem ama şef herkese tepeden bakan, bağırıp çağıran öfkeli bir tip. Bunu da tabii marifet sayıyor. Ha bu çekiciliğinden bir şey kaybettiriyor mu? Bana sorarsanız evet. Biri bağırırsa ben daha çok bağırırım :p Çözümsüzlük uzayıp gider böyle : ) Ancak Kore dizilerinden öğrendiğim bir şey varsa, bir adam bir kadına ne kadar bağırıyorsa, ondan o kadar hoşlanıyor demektir. Hadi hayırlısı :) ) Neyse bizim kız (malum isimleri hatırlamak da yazmak da güç) kolay pes eden bir tip değil ama ne yapıp, edip yeniden mutfağa dönüyor. Elbette bu o kadar da kolay olmuyor.

Diğer karakterleri şöyle bir geçelim, restoranın sahibi olduğunu saklayan bir adam var. Yoo Kyunga hafiften asılıyor :) Tavsiyeleri ondan istiyor, önüne çıkıyor olmadık yerlerde. Sonra bizim kızın hayran olduğu kadınla iyi arkadaşlar, bir de bu kadınla bizim şef arasında geçmişte bir şeyler yaşanmış, o yüzden kadınlarla çalışmama kararı almış ama sebebini henüz bilmiyoruz. Cast son derece güzel insanlardan seçilmiş yine. Ben ikinci şefi daha çok beğendim ne yalan söyleyeyim :) Bir de Şef kendi ekibini getiriyor. İtalya takımı ve Kore takımı olarak ikiye ayrılıyor mutfak.
Image and video hosting by TinyPic

Bu arada Honey Lee’nin ikinci dizisiymiş, bu kadın taş resmen. Dido unni bile beğendi. Methiyeler düzüp duruyor. Kıskanmayalım, kadare küsmeyelim de ne edelim a dostlar :) Dostlar derken dişi popülasyonunu kastediyorum : ) Dizi son derece sevimli ve izlenesi bir yapım. Tek kusuru çok acıktırıyor olması. Makarna benim en çok sevdiğim şey, her gün yiyebilirim hele o soslar yeme de seyret işte :) Beklentilerimi ve tahminlerimi de hemen belirteyim. İllaki bir aşk üçgeni, çok geni yaşanacak. Şefin kalbinin geçmişte nasıl kırıldığını öğreneceğiz. Belki içimiz acıyacak ama kızı iyi, şefkatli, yardımsever olan adam değil ortalarda dolanıp, bağırıp çağıran adam alacak. Bakın izleyin La Fea söylemişti dersiniz

35 MM Canan Süper bir blog

Ocak17

Nereden nasıl keşfettim hatırlamıyorum ama o da beni takip edermiş. Acaip eğlenceli uzun ve espririli yazan bir blogcu. Sadece  Kore dizileri ile ilgili yazmıyor elbette. Boys Before Flowers dizisine yaptığı yorumdan başlayabilirsiniz okumaya. Linki de buradır efem TIKLAYIN

Dal Ja’s Spring/Dal Ja’nın Baharı pehhh

Ocak15

Bu diziye daha önce kısa değinmiştim. Eski yazımı kopi-pest :) ederek ve de eklemeler yaparak yeniden yayınlıyorum. Bilginize ve ilginize sunarım.

Dramabeans blogunda tesadüfen gördüğüm ve konusu itibariyle çok içselleştirdiğim bir hikaye Dal Jea’s Spring. Oh Dal Ja 33 yaşında bir alışveriş kanalında MD olarak çalışan (MD nedir hiç bir fikrim yok belki Marketing Director) bekar bir kadındır. İçten içe bir erkek arkadaşı olması istesede yalnızlığa alışmış daha da ötesi kanıksamıştır. Birinci bölümde Dal Ja’nın şirkette çalışmaya başladığı ilk gün ‘unni’ dediği arkadaşı ile tanışmasına şahit oluyoruz.  Sohbet esnasında ben çok fazla çalışmayı düşünmüyorum bir iki sene sonra evlenip çoluk çoluğa karışmak istiyorum der. Bunun üzerinde kadınların kendi ayakları üzerinde durması gerektiğine dair bir söylev dinler. Aradan yıllar geçer kariyer kadını ‘unni’ evli ve çocuk sahibi Dal Ja ise 33 yaşında kariyer sahibi bir kadın olarak karşımıza çıkar.

Image and video hosting by TinyPic

Bir gün iş yerinde ‘playboy’ olarak bilinen mesai arkadaşlarından birine çıkma teklif eder. Hayal kırıklığıyla sonlanan bu ilişki Dal Ja’nın gurunu zedeler. Tesadüfler sonucu hayatına iki erkek girer bir kendinden 6 yaş küçük Tae-Bong biri de Dal Ja’nın yaşlarında kariyer sahibi Ki Joon. Tae Bong ile ’sevgili rolü’ oynamak üzere anlaşırlar. Her ne kadar Kim Sam Soon’a benzediği söylensede bence çok alakası yok çünkü Tae Bong başından beri Dal Ja’ya ilgi duyuyor ve bunu da belli ediyor. Korede kadının erkekten yaşlı olması büyük mesele. Bu konuda sıkça işleniyor. Tesadüfler sonucu hayatına giren bu iki erkekle Dal Ja birden kendini bir aşk üçgeninin içinde bulur. Aşk ve erkekler hakkında ki bilgileri teoriden öteye geçemeyen Dal Ja bu durumda epey bocalar. Her şeyden önce beni rahatsız eden bir şeyi söylemeliyim; mantık hatasımı nedir, buna ne denir bilmem. Dal Ja o siyaha çalan bordo ojeleri dizinin sonuna kadar çıkarmadı. Bana fenalıık geldi. Kadının başından onca şey geçti, o kadar kıyafet değiştirdi ama oje rengi hep aynı olmamış diyorum.  :)
Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic
Dal Ja’nın hayal gücü oldukça geniş bu da diziye renk katıyor. Hayallerinde popüler dizilere-filmlere göndermeler çok fazla. Bir gün Dea Jangeum bir gün Goong dan bir sahne canlandırıyor zihninde. Chae Rim çok başarılı bunu da söylemeliyim. Hepsi başka bir karakter ama hepsi aynı zamanda Dal Ja. Ben çok eğlenceli buldum. Sonra Taa Bong da çok tatlı ve romantik. Dal Ja’yı en başından beri önemsiyor. O kadar ki annesi Dal Jaya vurmak istediğinde önüne geçiyor. Benim de bu olayda suçum var siniriniz geçene kadar bana istediğiniz kadar vurun diyor. Ben ne yapıyorum bu esnada ‘ahhh canım’ diyorum tabii :) ama diğer adam da çok komik aslında. Şeker Kız Candy mangasını okurkenki halleri görülmeye değer.

Image and video hosting by TinyPic

Ben çok severek ve eğlenerek izledim. Dramabeans’in de önerilenler listesinde. Ne diyeyim izleyin. ilk 6 bölüm Türkçe izlemek için buraya tıklayın bulabildiğim tek online link bu. Diğerleri ne yazık ki kırık.

Drop Dead Diva/Evet O Benim :)

Ocak3

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic

Bir arkadaşım önerdiğinden beri bu dizinin bağımlısı oldum. İlk sezonun yayınlanan 13 bölümünü bir solukta izledim. 2. sezonu sabırsılıkla bekliyorum. Arkadaşımın bu diziyi bana tavsiye etmekteki amacını bilmiyorum :P Sordum sen seversin öyle hikayeleri dedi :) Neyse dizinin konusu şöyle: Deb 20 lerinde gelecek vaad eden bir modeldir. Güzel bir kadın olduğu için bunun hayatta yeterli olacağını düşünenlerdendir. Bir nevi aptal sarışın. Jane IQ su yüksek asosyal ve iş arkadaşlarının gölgesinde kalan ama başarılı ve çalışkan bir avukattır.   Kaybettiği dava neredeyse yoktur. Deb ve Jane aynı gün ölürler. Deb bir iş görüşmesine giderken trafik kazası geçirir. Janede ofise gelen manyak bir müvekkilin kaza kurşununa kurban gider. Cennette Deble konuşan melek Fred hayatı boyunca hiç iyilik yapmadığını ama kötülük yapmadığını söyler. Ne kadar sığ bir insan olduğunu belirtir. Bir karışıklık sonucu Deb yanlışlıkla Janenin vücuduna girer. Dış görünüşünden başka bir şeyi önemsemeyen bu kız artık şişman bir bedenin içindedir. O artık Janedir. İç güzelliği ve  hayata dair değerleri keşfedecektir. İlk bakışta çok klişe gelsede gerçekten çok eğlenceli bir yapım. Ne yazık ki alt yazısı yok ama ilk iki bölüm çevrilmiş sanırım çevrilmeye devam edecek. Özellikle Jane ve Stacyi oynayan oyuncuların performansları görülmeye değer. Stacyi karakteri son derece saf ama çok şirin bir kadın. Bunu söylemek istemezdim ama Kore dizilerinde ki gibi abartılı-karikatürize edilmiş bir sevimlilik değil bu. Gayet doğal ve dozunda. İngilizce biliyorsanız bölümleri buradan izleyebilirsiniz. Bu konunun benle bağlantısına gelince; bende kesin önceki hayatımda böyle taş gibi bir top model falandım :) ama yaptığım bir hatadan ötürü X Large bir kızın bedenine hapsoldum. ha ha ha ha  KARMA :P

You are Beautiful/Bu mudur?

Aralık31

Image and video hosting by TinyPic

2009 yılının son aylarında yayına girip bu kısa sürede fenomen olmuş bu dizi.  Ben o kadar da sevmedim. Evet çok eğlenceli bölümleri vardı. Oyuncular her zamanki gibi çok genç ve çok yetenekli. Görsel olarak tatmin edici ama konu oldukça tanıdık. Hatta ilk başta en sevilen dizilerden ortaya bir karışık yapmışlar gibi geldi. Yine de söylemeliyim ki keyifle izledim. Biraz Coffee Prince, biraz Boys Before Flowersı anımsatıyor. Eğer her iki yapımıda izlediyseniz bunu da sevmeniz olası. Dizinin konusu kısaca şöyle: Mi Nam zaten meşhur olan üç kişilik ANJELL adlı bir pop grubuna dördüncü olarak alınır. Ancak, ciddi bir kaza geçirince, Mi Nyeo kardeşinin kimliğini ve yerini almaya zorlanır.En başta isteksiz olsa da daha sonra erkek kardeşinin şarkıcı olmak istemesinin sebebinin annelerini bulmak olduğunu öğrenince. Kardeşi dönene kadar bu oyunu sürdürmeyi kabul eder.

Image and video hosting by TinyPic

Yalnız bir problem vardır ki;  Min Nyeo hayatı boyunca manastırda yaşamıştır ve dış dünya hakkında çok fazla bilgiye sahip değildir. Her Kore dizisinde olduğu gibi, kızımız aşırı derecede masum, aşırı derecede sevimli. Bütün bu özelliklerden ötürü ANJELL grup üyelerinin üçü de kendisine aşık oluyor.

Karakterlere gelince; Tae Kyung grubun lideri, sert ve biraz da öfkeli bir çocuktur. Biraz BBF de ki Gu Jun Pyu anımsatıyor. Hatta Gu Jun Pyu rolü, Hwang Tae Kyungı canlandıran aktör Jang Geun Suka önerilmiş ama daha deneyimli aktörler var diye Bethowen Virus de oynamayı tercih etmiş bu yakışıklı. Allkpop sitesinin kim daha iyi Gu jun Pyu olurdu? Anketinde Lee Min Hoo ile %49 %51 gibi bir rakamla başa baş gidiyorlardı. Tabiiki Min Hoo önde. Harika bir performans sergiledi geçen yıl ve bütün ödülleri sonuna kadar hak etti. Yine de Jang Geun Suk da kötü bir seçim olmazmış. Neyse devam edelim. Tae Kyun da aynı Gu Jun Pyu gibi sert kabuğunun altında sevecen ve kırılgan bir ruh barındırmaktadır. Temizlik delisi, takıntılı ve sinirli bir tip olmasına rağmen son derece sevimli. Go Mi Nam deyişine de ayrıca hastayım :)   Go Mi Namı en başlarda kabul etmek istemese de aralarında zamanla bir yakınlaşma olacağını söylememe gerek yok sanırım. Geun Suku da diğerlerini de ilk kez  izliyorum. Fakat Geun Suk ta sevimli gülüşüyle beğendiğim gençler arasına katıldı. Senin beğenmediğin var mı? Demeyin. :P VAR! Sayamam belki ama çok var ha ha ha.

Image and video hosting by TinyPic

Bir diğer grup elemanı Shin Woo grubun sağ duyulu ismi. Aynı Boys Before Flowers daki Ji Hoo gibi. Şefkatli, sabırlı, anlayışlı yakışıklı. Bir kızı mutlu edebilecek bütün özelliklere sahip. Bölümleri izlerken adını bir türlü ezberleyemediğim için kendisinden sürekli ‘ortanca’ diye bahsediyordum. Go Min Nam’ın kadın olduğunu daha ilk günden anlıyor. Farkettirmeden onu koruyup, kollamaya başlıyor. Tabiiki aşık oluyor bu erkeğe hiç benzemeyen güzel kıza. Fakat her zaman olduğu gibi bu karakterinde kalbinin kırılmasına hiç bir şey engel olamıyor :(

Image and video hosting by TinyPic

Yine ben bu oyuncuyu da hayranlıkla izlerken, bakayım dedim kaç yaşında neyin nesi? Öğrendiğim rakam hoşuma gitmedi :P ama bu benim onu beğenmeme tabiiki engel değil. Yine de zaman zaman düşünüyorum. Bunun bir cezası olmalı ha ha. Bu kadar genç ve yakışıklı çocukları beğenmek yasaklanmalı :P Amaa 18 yaşından büyüklerse kim ne diyebilir!! Ben de o kadar yaşlı değilim ama malum Kore kültüründe bir kaç yaşın bile önemi büyük.

Image and video hosting by TinyPic

Veeeeee Jeremmy. Grubun haşarı  çocuğu. Şirinlik abidesi. Onu sevmeyen yok. Ben de sevdim ama o kadar çok değil. Olmasa benim için büyük bir kayıp olmazdı. Go Mi Nama yaptığı şirinlikler kız olduğunu öğrendikten sonra sevinmesi falan eğlenceliydi. Göz yaşlarını içine akıtan bir tip ama genelde pozitif bir portre çiziyor. Ben çok beğenmedim bu karakteri ama ciddi bir hayran kitlesi var.

Image and video hosting by TinyPic

Tabiiki her şey böyle güllük gülistanlık ilerlemiyor. Bir de kötü karakterimiz var. Korenin iyilik perisi olarak bilinen ünlü bir star Yoo He Yi. Yüzüne sahte bir gülümse yerleştirerek, ya da başı sıkıştığında ağlayarak, gerekirse bayılarak herkesi kandıran bu kız; Anjell tarafından hiç sevilmiyor. Tae Kyun kıza sürekli ’sahtekar’ diyor. Go Mi Namın kız olduğunu öğrenmesi de işleri iyice karıştırıyor. Fanatik hayranlar, çıkarcı menejer, saf yönetici ve stil danışmanının da diziye ayrı bir dinamik kattığını söyleyebilirim.

Image and video hosting by TinyPic

11. bölüme kadar biraz sıkıldım ama sonrası izlenmeye değerdi. Tae Kyun kıskançlıkları, Go Mi Nam için domuz burunlu bir tavşan yapması bunu yaparken de bir cerrah edasıyla davranması çok şekerdi. Menajerleri kıza insan vücudunda bir takım baskı noktaları vardır.  Onlara basınç uyguladığında duygularını kontrol edebilirsin diyor. Açlık hissini bastırmak için şuraya, susuzluk için buraya falan derken, birine karşı kontrol edemediğin yoğun duygular hissedersen de burnuna dokun diyor. Tabiiki tamamen sallıyor. Bizim saf kızda buna inanıyor. Bunun üzerine ne zaman Tae Kyug u görse burnuna dokunuyor. : ) Dizinin müzikleri çok güzel. Oyuncuların hepsi şarkı söyleyebiliyor. Hatta pek çok fan keşke Anjell grubu gerçek olsa diyormuş. Vaktiniz varsa izleyin diyorum. Bir şey kaybetmezsiniz ama çok yüksek beklentiler içine girmeyin. Yeni bir şey anlatmıyor You are Beautiful. Zamanın da Buffy, Angel gibi çok iyi dizileri izlemiş biri olarak, şimdiki yeni yetme kızların Twilight filmine bayılmalarını nasıl anlayamıyorsam bu dizinin de hit olmasını anlamıyorum. Kötü mü? DEĞİL ama izlerken ben bunu zaten biliyorum hissi veriyor insana. Dizi ile ilgili beğendiğim iki blog arkadaşımın yorumlarını okumanızı tavsiye ederim bölümler hakkında daha detaylı bilgi ve güzel resimler bulabilirsin. Koresintisi ve Chibi.

Türkçe alt yazı ile izlemek için buraya. İngilizce için buraya tıklayın.

Angelica Vale ve Hediyeler

Aralık23

Bildiğiniz gibi 2006 dan beri Meksikalı oyuncu Angelica Vale‘nin hayranıyım. Kendisine doğum günü hediyesi yolladım geçen sene ve bu yıl. Sağolsun değer vermiş, kabul etmiş. Yetmemiş fotolarını göndermiş hediyelerimle. Eh bu kadın sevilmez mi? :)

posted under Oyuncular | 20 Comments »

Bütün kızlar toplandık…

Aralık21

Image and video hosting by TinyPic

Bugün Kore seven kızlar bir araya geldik. Bol bol sohbet ettik, çok güldük, çok eğlendik. Kore yemekleri yedik her zamanki gibi. Her zamanki gibi ben nefret ettim yemeklerden :p Asıl önemlisi sevgili arkadaşım Mss. Nefertiti’nin yarın doğum günü olması. Bugün buluşacağımız kesinleşince onun doğum gününü de kutlayalım dedik. Hani sevdiğimizden değil, çıksın aradan diye :p ha ha ha. Şaka tabiiki. Hediyelerini günler önce sipariş verdiğim halde biri elime ulaşmadı. Talihsizlik.  Toruko, Sema*, Tuba, Rüzigar, Dilşah,Darkangel, Miss Nefertiti önce JinMi Restauranta sonrada Seoul Restorana gittik. Seoul restoranın yöneticisi Talat Bey 8 kişi geldiniz sadece iki kişi mi yemek  yiyor? diye ufaktan bir serzenişte bulundu. Neyse ki daha sonra nezaketi ile kendini affettirmeyi başardı : ) Güzel bir gündü. En kısa zamanda yeniden görüşelim  :)

« Older EntriesNewer Entries »

Son Yorumlar

Translator