La Fea

İçimden geldiği gibi

Saengil Chulka Hamnida YOOppa

Temmuz10

Myspace Comments

Seviyorum seni
Ekmeği tuza banıp yer gibi
Geceleyin ateşler içinde uyanarak
Ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi
Ağır posta paketini
Neyin nesi belirsiz
Telaşlı, sevinçli, kuşkulu açar gibi
Seviyorum seni
Denizi ilk defa uçakla geçer gibi
İstanbul’da yumuşacık kararırken ortalık
İçimde kımıldayan birşeyler gibi
Seviyorum seni
Yaşıyoruz çok şükür der gibi.

Photobucket

Uzakdoğunun en güzel gülen, en güzel yüzlü adamı. Yaş biraz sakat (31) ama katlanacaksın artık :D İYİKİ DOĞMUŞSUN, İYİKİ AKTÖR OLMUŞSUN biz senin hayatına etki edemedik belki ama sen şu sıradan yaşamlarımıza çok şey kattın. Dünyanın bir ucundan yüreklerimize dokundun, sayende yeni arkadaşlar edindik. Seni sevdikçe, arkadaşlarımızı daha çok sevdik, paylaştıkça çoğaldık, çoğaldıkça paylaştık. Adının ardından gelir oldu adımız daha büyük bir iltifat yoktur bir hayran için sanırım. Bir gün olurda sözlerimiz ulaşırsa sana uzak diyarlardan bil ki; gezegenin bir köşesinde bir gülüşünle günü değişen, güzelleşen insanlar var. Dilerim yaradan sana (bize de tabii :D ) sağlıklı uzun ömürler verir ve daha uzun süre izlemek nasip olur seni Doğum Günün Kutlu Olsun. Allahtan ne diliyorsan hepsi bir bir gerçek olsun.

posted under Oyuncular | 8 Comments »

FİGHTİNG TARİH :D

Temmuz9

Image and video hosting by TinyPic

Bildiğiniz gibi 10 Temmuz’da KPSS sınavı var. Arkadaşımız Tarih84 de bu sınava girecekler arasında. Eğitim sisteminin çarpıklığından, hepimiz hayatımızın bir noktasında nasibimizi aldık, almaya devam ediyoruz. Ne yazık ki şu anda bunun için yapacak bir şeyimiz yok. Tek yapabileceğim arkadaşımın emeklerinin boşa gitmemesini için dua etmek. Başarının dört şartı; bilmek, istemek, cesaret etmek ve susmaktır. Demiş birisi. Tarih84 hepsini uyguladı, bu sınavı kazansın ya da kazanmasın ileride ülkemizin ihtiyaç duyduğu, çağdaş, akıllı, sağduyulu bir öğretmen olacağından şüphem yok.

Ne kadar çalıştığını, ne kadar çabaladığını ben kendi gözlerimle gördüm. Sırf beni uykusuz bırakmalarının hatırına o sınavı kazanmalısın :) Kazanacağından şüphem yok ama burası Türkiye oldu da hedeflediğin puana ulaşamadın, hiç üzülme SEN ELİNDEN GELENİN EN İYİSİNİ YAPTIN. İyi ki şu saçma blogu açmışım ve iyi ki tanışmışız canım. En kısa zamanda hasret gidermeyi umuyorum. BAŞARILAR YÜZÜ GÜZEL, KALBİ GÜZEL ARKADAŞIM. HERŞEY DİLEĞİN GİBİ OLUR İNŞALLAH.

It’s Complicated-Meryl Streep Rocks!

Temmuz1

Jane’in (Streep) üç yetişkin çocuğu, başarılı bir Santa Barbara pastahane/restoranı ve on yıl önce boşandığı eski kocası avukat Jake’le (Baldwin) dostça, medeni bir ilişki sürdürmektedir.. Fakat Jane ve Jake oğullarının üniversite mezuniyeti için kendilerini şehir dışında bulduklarında, işler karışmaya başlar. Birlikte yedikleri masum bir yemek öngörülemeyen bir şeye dönüşür ve aniden ikili kendilerini tekrar bir ilişkinin içinde bulur. Ne var ki Jack artık kendinden çok genç başka bir kadınla evlidir ve Jane bir anda öteki kadın pozisyonuna düşmüştür. Eğlenceli bir romantik komedi. İçinde Merrly Streep varsa mutlaka izlenir..

Hollywooda belli bir yaştan sonra yıldızı sönen, rol teklifi alamayan kadın oyuncuların aksine Meryl Streep yaşlandıkça şarap gibi yıllanıyor, yeteneğini her seferinde tekrar, tekrar kanıtlıyor. Yani bir rolü de yok ki bu ona yakışmamış, becerememiş diyelim. Kim oynarsa anında o oluveriyor. Tecrübe, yetenek denen şey böyle bir şey olsa gerek. Ayrıca mütevazı bir oyuncu olması da cabası. Hatırlarsanız artık Hollywoodda bile o kadar önemsenmeyen Meg Ryan geçtiğimiz aylarda Türkiye’ye gelmiş, ‘aşırı’ ilgiden bunalmış. Tek kelime etmeden KAÇARAK ülkesine geri dönmüştü. Gülsem mi? Ağlasam mı? Bilemedim. Çok snob bir tavır dememe gerek yok sanırım. Bunun aksine Meryl Streep geldiğinde bir süre tanınmamak için kamufle etmiş kendini sonra bakmış takan yok :D Millet yeni yetme starla çok meşgul, gayet sıradan bir turist gibi dolaşmış esnafla sohbet etmiş. Alece Baldwini o kadar sevmem ama o da rolünün hakkını vermiş.

Image and video hosting by TinyPic

Steve Martin de çok beğendiğim oyunculardan insan onlara bakınca, neden bugün hem saygın, hem hala popüler oyuncular olduklarını anlıyor. Bir bakın özel hayatlarına, skandaldan uzak, yaptıkları işler ve başarılarıyla gündeme gelen insanlar.  Yaşlanmayan ama yaş alan, olgunluk dönemlerininde verimli geçirilebileceğinin kanıtı oyuncular. İlk paragrafta söylediklerim Steve Martin için de geçerli.

Filme döncek olursak Jacke ve Jane uzun zaman önce ayrılmış bir çift. Ancak çocukların hatırına görüşüyorlar, ara sıra bir araya geliyorlar. Bir karşılaşmanın sonunda kendilerini yatakta buluyorlar. Bu sefer roller değişiyor yıllar önce aldatılan Jane şimdi ikinci kadın oluyor. Jakede tipik erkek :) Yıllar önce problem olan herşey Jane’in hayatında çözülmüş. Çocuklar büyümüş, Jane kendine bir düzen kurmuş sakin, huzurlu. Öte yandan Jake evde kendinden olmayan çocuğu ve genç karısı ile yoğun bir hayat yaşıyor kadın ikisinin bir çocuğu olsun istiyor bunun için çabalıyorlar falan. Tabii o da kendi haraketli hayatından kaçacak yer arıyor ve böylece Jane ile bir kaçamak yaşamaya başlıyorlar.

Image and video hosting by TinyPic

Öte yandan bir de Jane’in evinde ekleme yapmak için anlaştığı mimar Adam var. Onunla da aralarında bir yakınlaşma oluyor. Adam, Jane ve  Jake arasında çok eğlenceli, çok komik, çok garip bir aşk üçgeni başlıyor. Yeniden bir araya gelmek mi, yoksa Adam ile yeni bir başlangıç yapmak mı? Eskinin bildik, tanıdık rahatlığı mı? Yoksa yeniyi keşfetmenin heyecanı, arkadaşlığın hazzı mı? Peki çocuklar öğrenirse ne der? Gibi sorular sorduran bir film ‘İlişki Durumu Karmaşık’

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic

Eğlenmek istiyorsanız kesinlikle izlemenizi öneriyorum. Sadece Meryl Streep için bile izlenir. Ben seyrederken çok güldüm. Çok keyif aldım. Hele Adam ve Jane’nin birlikte ‘uçtukları’ bir sahne var ki gülmekten öldüm :) Buradan Türkçe altyazılı izleyebilirsiniz.

Oppasia- Bütün Oppalar burada :)

Haziran25

Image and video hosting by TinyPic

Sinemasianın kardeş sitesi olan Oppasia sevdiğiniz bütün Koreli oyuncular, şarkıcılar, müzik grupları hakkında konuşabileceğiniz %90 Kızlara hitap eden ama erkek üyelerine de kapılarını sonuna kadar açık tutan sevilesi bir sitedir. İsterseniz oyuncuların performansları hakkında entellektüel yorumlar yapabilir, en son projelerini, hakkında çıkan haberleri öğrenebilir,  isterseniz kit katları ile ilgili iç geçirebilir, kız arkadaşlarına lanet okuyabilir, dilerseniz bütün yorum boyunca ‘ama bu adam çok yakışıklı yaaa’ yazabilirsiniz. Oppasia adminleri hiç bir sınırlama getirmiyor. Bence film ve oyuncunun performans harici, görselliğine, özel hayatına, hobilerine, fobilerine vb. ait yorumlar ayrı olmalı. Bu yüzden Oppasia hem çok eğlenceli, hem de bu anlamda bir talebi karşılıyor. Siz de gelin, bayılana kadar Oppa muhabbeti yapalım :D :D

posted under Oyuncular | 9 Comments »

Oh My Lady- Zaman Kaybı

Haziran20

Konusu ve resimler için buraya bakınız. Chae Rimi yeni bir rolde görmek istediğim için başladığım bir diziydi.  Posterleri, özetleri çok eğlenceli ve  şirin bir yapım olduğu yönünde ip ucu veriyordu ama ne yazık ki umduğumu bulamadım. Hatta vakit kaybı bile diyebilirim. Son ana kadar bir şeyler olsun diye sabırla bekledim ama o kadar üstün körü geçildi herşey. Zaman kaybıysa neden yazıyorsun diyeceksiniz. Belki siz sevebilirsiniz dedim çünkü seveni de çok fazla ama Personal Taste’den sonra kesmedi beni bu dizi. Romantizm yok, komedi çok zayıf, oyunculuklar ortalama. Hikaye kopuk. Ne bileyim sildim gitti. Vaad ettiği hiç bir şeyi bulamadım şahsen. Shiwonu da beğendim aslında Super Junior grubu üyesiymiş. Eli yüzü düzgün bir çocukcağız ;) Asıl beğendiğim şey bu gördüğünüz muhteşem güzellikle ve şirinlikteki küçük kız. Benim kızım olsun ne olurr :) Hatta kendisini Gong Yoo ve benim çocuğum ilan ediyorum biliyorsunuz bir oğlumuz vardı :D Bir de kızımız oldu. Allah bağışlasın :D :D

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic

Personal Taste- Lee Min Hoo Şekeri :)

Haziran15

Image and video hosting by TinyPic

Bu resmi gördükten sonra Spoiler uyarısına gerek var mı? Yok bence. Baştan sona Spoiler vereceğim. Sonra gelip de bana ’ayy izlemiş kadar oldum’ ‘ah ne güzel tamamını anlatmışsın’ gibi şeyler söylemeyin. Döverim :D Öyle de şiddet eğilimliyimdir :D :D Dizinin konusunu burada anlatmıştım kısaca. Tekrar etmiyorum. Hazır mısınız? Başlıyorum :)

Eğer tek bir cümle ile  özetlemek gerekirse Personal Taste tam bir kız dizisi. Bu cümleden erkeklerin izleyemeyeceği veya keyif almayacakları sonucu çıkmasın. Ama genele vurursak daha çok kadınlara hitap ediyor diye düşünüyorum. Herşeyden önce Lee Min Hoo sadece güzel bir surat değil yetenekli bir genç aktör olduğunu kanıtladı bu dizi ile. Büyümüş benim çocuğum :D Son Ye Jini ilk kez izliyorum ama, abartısız mimikleri, yalın oyunculuğunu çok beğendim. Min Hoo ile kimyası da müthişti. İkisini beraber farklı projelerde görmek istiyor pek çok hayran.

Image and video hosting by TinyPic

Diziyi hiç bilmeyenler için kısa bir özet geçeyim. Par Gae İn, San Go Je adı verilen babasının inşa ettiği bir evde yaşıyordur. Ev mimari açıdan örnek teşkil ediyor ama yıllarca kimse içeriye girmemiş. Sadece dışarıdan görünen kadarını biliyorlar. Gae İn son derece iyi niyetli ama bir o kadar sarsak ve pasaklı. Sadece işinde çok titiz. En yakın arkadaşı ona ihanet edip, erkek arkadaşını elinden alıyor. Son ana kadar da Ka İn’in bundan haberi olmuyor. Düğün günü damadın kendi sevgilisi olduğunu gördüğünde; Kim In Hee’den duyduğu tek sözcük ‘üzgünüm’ Ama diyor Gae In ‘Bu ancak birinin ayağına bastığında söyleyebileceğin bir şey’ Böylelikle dizinin kötü kadını ve adamı kim öğrenmiş oluyoruz :)

Image and video hosting by TinyPic

Jin Hoo ile ilk karşılaşmaları ise tabiiki hoş olmaz kural bu bozulamaz. İllaki tatsız başlangıç yapacak çiftler. Bir dizi yanlış anlama sonucu Jin Ho’nun gay olduğuna inanıyor ve onu ev arkadaşı olarak alıyor. Dahası iş arkadaşını da sevgilisi zannediyorlar ve komedi başlıyor. Jin Hoo’dan daha kurnaz olan arkadaşı bu oyunu abartılı gay tavırlarıyla sürdürüyor. Biraz fazla karikatürize edilmiş gibi geldi bana yine de komik :) Yong Ra’nın (Ka in’in diğer en yakın arkadaşı) unni, unni diye peşinde koşması çok şirin.

Image and video hosting by TinyPic

Aslında klişelerle ilerleyen bir dizi ama oyuncuların, romantizmin seyrine kapılıp fazla da kurcalamıyorsunuz bu neden böyle diye. In Hee, Ji Hoo ya sonuna kadar asılıyor ama kesinlikle yüz bulamıyor. Neredeyse ya benimsin ya toprağın diyecek kaltak :D Kişi kendinden bilirmiş işi mantığıyla, kendi art niyetini, sevgisizliğini Ka İn’e yüklüyor. Sürekli iyiliğini sorguluyor bu kadarı da olamaz diye.

In Hee ne kadar itici ve sevimsizse. Patronu Choi Don Bin o kadar asil ve beyefendi bir adam. Kendisi de ‘özel’ biri ama o kadar zarif ki. Eğer sözlükte asaletin bir isim karşılığı olsaydı, kesinlikle Don Bin olurdu. Sevgisine karşılık bulamadığında bile çirkinleşmeyen, elindeki gücü en adil şekilde kullanan sağduyusu yüksek bir insan. O kadar hüzünlü bakıyor ki, empati kuramayan varsa bile hüznünü, hayal kırıklığını kalbinde hissediyor.

Jin Ho ve Ka In’inin birbirlerine aşık olmaları çok uzun sürmüyor. Bunun öncesinde Ka İn’in eski sevgilisi Chang Ryul’dan intikam alması için Ka İn’e yardım ediyor Jin Hoo ama bu sırada kendisi de kıza karşı bir şeyler hissetmeye başlıyor. Kıskanıyor Chang Ryuldan. Anlaşmalarına göre, Jin Hoo ‘Game over’ (oyun bitti dediğinde) herşey biter diyor Ka İn.

Veeeee Oyun bitti :D

Image and video hosting by TinyPic

Bizi fazla sürüncemede bırakmadan bir-iki bölüm içinde çiftimizi kavuşturuyorlar . O kadar tatlılar ki bir aradayken. Romantizmi, aşkı, şefkati hatta şehveti çok doğal ve inanılmaz bir güzellikte yansıtıyorlar izleyiciye. Dahası Kore dizilerinde alışık olmadığımız dudak değdirip çekmeden öteye giden gerçek bir öpüşme sahnesi ile seyirciyi mest ediyorlar. Tabii Pembe dizilerle büyümüş bir neslin çocuğu olarak beni pek tatmin etmedi bu öpüşme sahnesi ama Kore dizilerini baz alırsak, Coffee Prince’den sonraki en iyi öpüşme sahnesi diyebilirim. La Fea Mas Bellada Fernando ve Lety kadar tutkulu değildi :D ama olsun.

Çok da güzel bakarmış :)

Image and video hosting by TinyPic

Yine Kore dizilerinde alışık olmadığımız şekilde Ka İn kendi fiziksel arzularının farkında bir kadın karakter. Kadını çizgi fim kahramanı şeker kız candy modunda göstermeyen ender dizilerden Personal Taste. Yani Jin Hoo ne kadar istiyorsa Ka İn’i, Ka İn de o kadar istiyor ama cesaret edemiyor. Sizi resme boğmak istiyorum :)

Image and video hosting by TinyPic

Gum Jan Di yi canlandıran Goo Hye Sun ve Lee Min Hoo arasındaki kimya hayranlar tarafından çok benimsenmiş olmalı ki bir kısmı Son Ye Jin yerine onu görmek istediklerini söylüyordu forumlarda, bloglarda. BOF gençlik dizisi olması sebebiyle bu kadar dolu, dolu romantizm görememiştik. Hatta tek gerçek öpüşme sahnesi olması gerekenden daha tutkulu diye kesilmiş. Lee Min Hoo’nun dönüş projesi olan Personal Taste reytinglerde %20 yi aşamasa da kendi izleyici kitlesini oluşturmayı başaran bir yapım. Oyuncuların her biri çok başarılı performans sergilemişler. Dizi de Min Hoo’nun giydiği pantolanların kısalığından şikayet eden çok kişi vardı ama Chang Ryul karakterinin giyim tarzı daha vahimdi bence. Modaymış kısa paça pantolanlar Korede :) Kim Ji Suk da dizi biter bitmez askere gitti. Çok şekermiş aslında, dizide anlamadık.

Bu arada bakın, bakın ‘Kim’ var burada :)

Dizi daha önce Ju Jin Hoon ve Yoon Eun Hee  projesi olarak  planlanmış fakat daha sonra iptal olmuş. Bu yüzen Yoon Eun Hee konuk oyuncu olmayı kabul etmiş. Jin Hoo’nun eski sevgilisi rolünde görüyoruz kendisini :)

Son olarak izlemeniz gereken bir dizi diyorum. Romantik, sevimli ne bileyim sadece Lee Mi Hoo için bile izlemeye değer. Hani Aktörlerin üstsüz sahneleri için fan servis derler ya; bence Ka İn ve Jin Hoo’nun romantik sahneleri fan servis diyerek, sizi güzel çiftimizin fotoğraflarıyla baş başa bırakıyor ve huzurlarınızdan çekiliyorum :)

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic

Ha Jin – Bekleyiş

Haziran10

Burada bir kitap kategorisi olduğunu unutacaktım neredeyse. Evet kitap okumak yaşam biçimiydi benim için yine öyle ama sadece bir süre sekteye uğradı hepsi bu. Şimdi tanıtacağım kitabı çok uzun yıllar önce okumuştum. Kitap Fuarı Taksimdeydi hala düşünün artık :D Bunu seçmemin sebebi bir süre önce, epey oluyor aslında yarı Tayvanlı oyuncu Takeshi Kaneshiro’nun senaryosunun bu hikayeye dayandığı bir filmde oynayacağını okumuş olmam.

Askeri doktor olan Lin Kong, yaşlı anne babasının ısrarıyla, iyi huylu ama basit bir kız olan Shuyu ile evlenir. Ancak karısıyla hiçbir şeyi paylaşamaz. Lin başka bir şehirdeki askeri bir hastaneye tayin olunca, evinden ayrılır ve ailesini yılda sadece on gün ziyaret edebilir. Genç adam işi ve kitaplarıyla doldurduğu hayatından şikâyetçi değildir. Ancak hemşire Manila’ya âşık olunca karısından ayrılıp onunla evlenmek ister. Karısını boşanmaya razı etmek için köyüne gider, ama Shuyu yılda ancak on gün görebildiği kocasından vazgeçmek istemez. Lin ile Manna on sekiz yıl boyunca, komünist rejimin baskısı altında Shuyu’nun boşanmaya razı olmasını beklerler. Sonunda aşkın gücünün zamanın acımasızlığına karşı kazandığı zafere rağmen, hayat başka bir ‘Bekleyiş’e mi dönüşecektir?

Aklımda ne istediğini bilmeyen bir adamın hikayesi olarak kalmış, bir kitap. Başladığım da zor bitirdiğimi hatırlıyorum ama aradan uzun zaman geçip, biraz daha farlı bir bakış açısı ile bakınca o kadar da sıkıcı olmayabileceğini düşündüm. Komünizmin gölgesinde yaşanan bir aşk hikâyesinin yanı sıra modern ve geleneksel Çin kadını arasında ki farkı da gözler önüne seriyor. Bir yanda bağımsız, kendi hayatını kazanan meslektaşı Mana diğer yanda geleneksel değerle büyümüş ayakları bağlı kocasının her sözüne itaat eden Shuyu. Lotus çiçeği diyorlarmış o zaman bağlanan ayaklara. ‘Her bir lotus çiçeği kovalarca göz yaşı demektir’ diyor Shuyu kendisine hiç acı çekip, çekmediğini soran hemşire kızlara.

Lin karısını boşanmaya ikna edemez ve bu bekleyiş 18 sene sürer. Yasalara göre ancak 18 yıl sonra karısı istemese bile ondan ayrılabilecektir. Zamanın acımasızlığına yenildiğini gördüğümüz bir takım değerlerin aslında kişilerin değişimi ile de alakalı olduğunu görüyoruz.  Sonunda karısından ayrılıp sevgilisi ile evlendiğinde, kavuşmanın mutluluğundan çok kaybettiği yılları düşünerek hem kendini, hem okuyucuyu depresyona sokuyor :) Kahramanımız hayatta hiç bir kadını bütün kalbiyle sevmediğini, sevilen tarafın hep kendisi olduğunu söylüyor. Büyük bir aşk duymasa da hayatında ki kadınlara, büyük bir sabır ve şefkat duyduğu tartışılmaz bir gerçek. 

“Aşk ve huzur arasından birisini seçmemi söyleseler sonuncusunu seçerdim”

Çekip gidememesinin sebebi korkaklık mı? Sevgi mi? Yoksa geleneklerine olan bağlılığı mı bilemiyoruz. ‘Bekleyiş’ ilişkilerden bağımsız olarak Çini ve Çin insanın hayatının her alanını etkileyen komünizmin baskısı altında yaşananları da az, çok anlatıyor. Alınan bir haberle hayat Shuyu, Lin ve kızları Huan için yeni-yeniden bir bekleyişe dönüyor.

Ona beni beklememesini söyle. Ben Beklemeye değecek bir adam değilim.’

‘Kendine bu kadar katı davranma baba. Biz seni hep bekleyeceğiz.’

Özetle okunası bir kitap. Bir bakalım başkaları ne söylemiş diyorsanız daha geniş bir özeti burada bulabilirsiniz tıklayın.

posted under Kitaplar | 5 Comments »

Hediye, arkadaşlar falan :D

Haziran1

Kore Sinemasının kurucusu, admini, herşeysi, ne zaman bilgisayarda bir sorun olsa hiç sıkılmadan yardım eden Emir’ciğime bir teşekkür etmek istedim hani dedim ya burada süprüzlerim var diye kimse sallamadı :D :D Bende sevdiğim, ve beni takip ettiğini bildiğim arkadaşlarıma kendimce hoşluk yapmak istedim. Emir bugün almış paketini :) Mavilim de beni aynı şekilde mutlu etmişti bir kaç ay önce ben ancak misilleme yapabildim :D :D :D Seviyorum sizi arkadaşlar. Mavilim zaten sapığın olacağım biliyorsun :) Emircim ağzının tadı hiç bozulmasın dilerim. İstanbula gelirsen burada ziyaret edecklerinden biri de benim unutma :)

LG Optimus…

Mayıs26

Veee tabiiki Gong YOO :) Biliyorum telaşlandınız son 48 saat içinde Gong Yoo’dan hiç bahsetmedim. Eminim benim için endişelendiniz, başına bir şey mi geldi? Hasta mı oldu? Yediği bir şey mi dokundu? Zehirlendi mi? Diye binbir türlü düşünce geçti kafanızdan ha ha ha merak etmeyin iyiyim :) Benim reklamla ilgili bilgi vermem lazım değil mi? Bilmiyorum ki :P

Şeyy söylemiş miydim daha önce? Bilmem ama ben Gong Yoo’yu seviyorum :D :D

Bafi de Vampir Sayılır :)

Mayıs25

Image and video hosting by TinyPic

Bu postu sevgili Kimbapsuşi‘ye adıyorum :) Bununla beraber bir daha kimseye bunu yazarım diye söz vermemeye karar verdim :) Mükemmelliyetçi değilim ama böyle zamanlarda ‘çok güzel’ olmalı diye kasıyorum. Tabii ki o zaman da ortalama altı bir şey çıkıyor ortaya. Bir de biz zamanında forumlarda her bir bölüm için bir post uzunluğunda yorumlar yapardık bu dizilerle ilgili. 7 sezonu bir blog yazısına sığdırmak dahası okuyanı sıkmadan anlatmak biraz güç. Neyse başlıyorum. HENÜZ İZLEMEYEN VARSA SPOİLER İÇERİR YÜKSEK DOZDA.

Henüz izlemeyenler sanırım Twilight vampir hikayesi sayan, Edward denen ergen çocuğa da mükemmel erkek muamelesi yapan ergen kızlardır diye düşünüyorum. Bir Angel, bir Spike izlemiş olsalar çekici vampir tanımlarının kesinlikle farklı olacağından eminim.

Buffy Anne Summers 16 yaşında dışarıdan sıradan gibi görünen bir lise öğrencisidir. Bildiğiniz aptal sarışın kıvamında, amigo kız takımının lideri filan :D fakat onu diğerlerinden ayıran bir özelliği var. O seçilmiş kişi. Her nesilde bir tane çıkıyormuş böyle arıza işte bu seferde Buffy’e vurmuş piyango :) Buffyi kendinden önceki avcılardan ayıran pek çok özelliği var aslında ama bunlardan en önemlisi asosyal ve izole bir hayat yaşamıyor olması. Scooby Gang adını verdikleri arakadaş grubu her olayda yanında.

Benim Buffy de en sevdiğim şey o ufacık kızın kocaman adamları dövebilmesiydi. Bir de üstüne alay edip egolarını da yerle bir ediyordu. Zaten dövüş faslına başlamadan önce Buffy’nin karşıdakiyle iyice bir geyik muhabbeti yapması şarttı. Hatta bir bölümde psikoloji öğrencisi olan bir vampir ile mezarlıkta terapi seansı bile yapmıştı. :D Tabiiki Buffy’nin sıradışılığı bunlarla bitmiyor. Vampir avcısının vampir sevgilisi var ama ne vampir :)

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic

Neyse Buffy böyle bir kız işte. Angelı da çeteye dahil ettikten sonra bir süre mutlu, mutlu takılıyorlar bunlar. Ama Angel’ın bildiğimiz vampirlerden değil o ruhu olan bir vampir. İnsan kanı içmiyor falan ‘cool’ bir abimiz :D Fakat lanetli, bir anlık gerçek mutluluk onu tekrar canavara dönüştürebilir. Sonra Buffy ve Angel ilişkilerinde bir sonraki aşamaya geliyorlar. Bir gece vakti vuslata eriyorlar anladınız siz onu :) Amaaa sonra ne oluyor. Angel yeniden Angelus oluveriyor. O zaman küçüktük anlayamadık tabii, bu durum aslında erkeklerin iç yüzünü gösteriyor yatağa atana kadar Angel sonra Angelus :D yemezler Josh :D ‘Hayatım kusura bakma lanetliyim ben’ ‘Sorun sende değil bende ‘ ha ha. Angelusa döndükten sonra Spikela beraber Buffyi haklama planları yapıyorlar ve bütün sezonlar boyunca en sevdiğim repliği duyuyoruz Angelus’dan:

‘ O senin tanığın bütün avcılardan daha güçlü, onu incitebilmek için önce onu sevmelisin’

Image and video hosting by TinyPic

Spiketa ilerleyen sezonlarda bu öğüdü tutar. Spike ve Buffy aşkı başlar bu sefer. Aşk da denemez tam olarak aralarında ki ilişkiye bence çok güçlü bir çekim diyebiliriz belki. Buffy ve Spike birbilerini kimsenin anlamadığı gibi anlıyor. Angel ne kadar ‘cool’ ve gizemli ise Spike o kadar serseri. Tam bir bad boy. Zamanında forumlar Angel vs Spike şeklinde tartışmalar olmuştu. Ben her iki karakteri de ayrı ayrı sevdim. Fakat Angel-Buffy daha başkaydı benim için. Spike tam bir deli aşık Durusillaya olan saplantılı aşkından vazgeçmesi ne kada zor olduysa Buffye olan aşkını kabul etmesi de bir o kadar zordu. En azından izleyenler ve Buffy için. Aşkı için ruhunu şeytana satanların tersine aşkı için ruhunu geri aldı binbir acılar çekerek.


Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic

Buffy ve Spike arasındaki cinsel çekim öylesine güçlüydü ki, bir bölümde duvarları yıktılar resmenn :D İkiside çok güçlü ya öyle normal fimlerdeki duvardan, duvara romantikliğinde olmuyor olay tabii. Şiddet olmalı :D   O bölümlerden resim aradım ama bloguma gelen sapıklar artmasın diye koymuyorum :) Buffynin Angel ve Spike arasında kalması fanların da ilham hatta espiri konusu olmuştur. Aşağıya bakınız, kelimeler kifayetsiz bu noktada ha ha ha :)

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic

Buffyi saf dışı bırakan Angel ve Spike bir ilişkiye adım atarlar, ilginç bir düşünce tabii :) Dizide sadece Buffy ve vampir sevgilieri yoktu elbette. Dedim ya 7 sezon kolay değil anlatmak. Xander’ın beğendiği her kadını iblis, şeytan vs çıkması, Willowun Oz gibi bir erkekle çıkıp sonra Tara ile beraber  olması .. Sonra Buffy’nin Gilesı baba figürü olarak görmesi başlı başına yazı konusu. Bir de Faith var ki Angel yerine ona spinn off yapsalardı yer yerinden oynardı bence.

Ahh bir de Cordelia var ki bahsetmeye bile değmez. Angel dizisinde o kadar uzun bir rol alması beni sinir krizlerine sürüklemiştir. Arkadaşımla hep merak ettik acaba hangi yönetmenle, kimle yattı bu kız? Bu yeteneksizlikle başka türlü rol bulamazdı bence. Son olarak Scooby Gang resmi koyup bu sıkıcı ve zor yazıyı burada bitiyorum.

EKLEME: Birbirinin aynı, sıradan, sıkıcı yerli dizilerin arasında bizi değişik, eğlenceli ve ‘trendy’ yapımlarla tanıştırdığı, soluk aldırdığı için Cnbc-e ye teşekkürler. Allah Cnbc-e ye kurucularına zeval vermesin. :) Yemin ederim bir insan olsaydı ancak bu kadar severdim. Son zamanlarda biraz çaptan düştü ama ilk göz ağrımız ne de olsa vazgeçmek zor. Bir de Kore dizisi verirse bir gün  o zaman diğer kanallara zapping yaparken bile bakmam. Aminnnn :)

Related Posts with Thumbnails
« Older EntriesNewer Entries »

Son Yorumlar

Translator